GEÇMEYEN BEL AĞRISINA DİKKAT!


Toplumumuzda görülme sıklığı çok fazla olan ve iş gücü kaybına neden oluşturan rahatsızlıkların başında gelen bel ağrısı, yaygın bir problem olarak varlığını sürdürüyor. Bu ağrıların çoğu kronik, geçmeyen ağrılar sınıfında yer alıyor ve bu durumla da Algoloji bölümü ilgileniyor. Belde kaynaklanan bir problemin ağrısını ayağınızın başparmağında hissedebileceğinizi söylüyor ve konunun önemine dikkat çekiyor.

 

Bel ağrısına neler sebep olur?

 

Bel ağrısı dediğimiz zaman sadece belin arka kısmında olan ağrılar anlaşılır; oysaki, problemin kaynağı bel olan ancak başka bölgelere yansıyan ağrılar da söz konusudur. Örneğin, belde kaynaklanan bir problemin ağrısını ayağınızın baş parmağında hissedebilirsiniz, fakat sorun beldedir. Bel ağrısı dediğimiz zaman birçok şey giriyor işin içerisine.

 

Özellikle kemiklerin, kasların, tendonların, içeride bulunan omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin, yağ dokusunun, kas dokusunun, adale dokusunun problemleri bele yansıyabilir. Tabii en fazla görülen bel ağrısı, kireçlenmelere bağlı gelişen bel ağrılarıdır. Bunun dışında bel fıtığına bağlı görülen, dejeneratif disk hastalığı dediğimiz hastalığa bağlı olan ve yaşlılıkla beraber gelişen adale zayıflıklarına yani vücut yükümüzü taşıyamamaya bağlı bel ağrıları da sıklıkla görülür.

 

Ayrıca ağır kaldırmaya bağlı akut olarak gelişen bel ağrıları da vardır. Hastalar en çok bel fıtığı disk hastalığı ve kireçlenmeye bağlı ağrı sorunları için bize geliyorlar. Tabii ki bel ağrıları sadece bunlardan oluşmuyor. Bunların dışında kanser, kemik tümörleri, başka yerlerde olan tümörlerin buraya metastazları ağrı kaynağı olabiliyor.

 

Bel ağrısı şikayetiyle ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz? Ciddi bir duruma dönüşebileceğini nasıl anlayabiliriz?

 

Polikliniğimize müracaat edenler arasında bel ağrısı şikayetiyle gelenler 2. sırada yer alıyor. Burada şunu ayırt etmek lazım; bu ağrı kötü mü iyi mi? Kötüden kastımız, altında bir tümöre bağlı olayların olup olmadığı. İkincisi bu ağrı normal klinik uygulamalardan yarar görür mü ona bakıyoruz ama bize gelen hastalar genellikle birçok kliniği gezmiş özellikle de fizik tedavi görmüş ancak ağrıları geçmemiş hastalar. Ama genelleme yaparsak dediğim gibi birçok rahatsızlık belde kendini belli ediyor.

 

Hatta şöyle söyleyeyim bunun içerisine ergonomi girer, sıkıntılar girer, stres girer; yani doğru bir sandalyede oturmuyorsanız, stresli ortamlarda bulunuyorsanız, kişiliğiniz tartışmacı bir yapıya sahip ise bunların hepsi etkendir.

 

Tedavi yöntemleriniz nelerdir?

 

Bize gelen birçok hasta değişik tedavi yöntemleri görmüş ancak başarı sağlanamamış hastalardır. İlaç tedavisi, fizik tedavisi görmüş olanlar, bir kısmı da ameliyat olmuş fakat ağrıları geçmemiş hastalardır. Diğer taraftan ciddi mesela kansere bağlı bel ağrıları, omurların metastaza bağlı tutunmalarının sonucu oluşan ağrılar var ki bunlar da bize geliyor ve ancak bizim yöntemlerimizle kontrol altına alınıyor. Çünkü buralarda ağrı şiddeti çok fazladır. Örneğin bel kireçlenme hadisesinde birçok tedavi yöntemimiz var. Metotlarımız genellikle minimal invaziv diye adlandırılır. Kireçlenme ağrılarında radyofrekans tedavisini kullanıyoruz. Bu durumda ağrı, hastanın alarm mekanizması olmaktan çıkmış, sinirleri artık onu rahatsız eder bir duruma gelmiştir.

 

Biliyorsunuz aslında ağrı vücutta bir alarm sistemidir ama öyle bir hale geliyor ki, o kireçlenme artık fonksiyonunu yapamaz bir hal alıyor. Çünkü o eklem kireçlenmiş ve sürekli bir ağrı kaynağı oluşturuyor. Biz bu durumda radyofrekans yöntemi uyguluyoruz. Tabii ki ben bunu etkin sonuç ve tedavi bağlamında söylüyorum, ondan önce başka şeyler de yapılabilir. Örneğin biz kuru iğne tedavisi yapıyoruz, çok güçlü lazer tedavileri yapıyoruz, bunları tek tek de, bir konbinasyon halinde de uygulayabiliyoruz.

 

Ozon enjeksiyonları, bu tedavilerde bizim elimizde bulunan güçlü bir silahtır. Ama ağrının türünün değiştiği ve vücutta geri dönüşü olmayan değişiklikler meydana geldiği zaman (örneğin bu kanser hastalığı olsun, kireçlenme hastalığı olsun), hasta hareket edemeyecek hale gelmeden bir müdahale söz konusu değil. Burada önemli olan nokta şu; bizim çözüm yöntemlerimiz ameliyatı, narkozu ve hastanede yatmayı gerektirmemektedir.

 

Uygulamalarda; hastaların fazla rahatsızlık çekmemesine, sürenin çok kısa olmasına, konforlu bir tedavi süreci görmelerine ve yaşam kalitelerinin maksimum noktaya getirilmesine çalışılmaktadır.

 

Sizden sonraki süreçte hastanın yapması gerekenler nelerdir?

 

Tabii ki biz hastayı çok detaylı bir şekilde inceliyoruz. Doğru bir iş yaparak bize gelmiş ama evdeki yaşam tarzını değiştirmesine kadar; örneğin yastığının yüksekliğine, yattığı yatağın elastikliğine, oturuş şekillerine, ağır kaldırma konusundaki tekniklere, egzersiz programlarına varana kadar çeşitli tavsiye ve önerilerde bulunuyoruz.

 

Hangi iş gruplarında bel ağrısı daha fazladır?

 

Çok oturarak çalışanlarda, ayakta çok durarak çalışanlarda, stresi fazla olan işlerde çalışanlarda ve çok aktif spor yapanlarda orta yaşa vardıklarında daha farklı sorunlarda ortaya çıkıyor. Aktif yaşam guruplarında bel ağrısı daha fazla diyebiliriz. Ama ileri yaşlarda daha çok kireçlenmelere bağlı ağrılar olmaktadır.

Hızlı Randevu