Hareketsiz yaşam kolon kanseri riskini artırıyor

25 Mart 2021

Şehir hayatı ve hareketsizliğin kolon kanserini tetiklediğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Demirtürk, “Hareketsiz yaşam süren, kırmızı eti ve katı yağları çok tüketen, meyve, sebze ve lifli gıdalardan fakir beslenen, kömürle doğrudan temas ederek pişen gıdaları tercih eden kişiler kolon kanseri riski altında” dedi.

Genlerde meydana gelen genetik değişiklikler, şehir hayatı, hareketsizlik, dengesiz beslenme ve obezite kolon kanseri bir diğer adıyla kalın bağırsak kanseri riskini artırıyor. Emsey Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Levent, 1-31 Mart Dünya Kolon Kanseri Farkındalık Ayı sebebiyle değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Demirtürk, hastalarda farklı belirtilerle kendini gösteren kolon kanserinin, kişi de karında huzursuzluk, karın ağrısı, kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk, demir eksikliği ile ortaya çıkış sürecinin kişiye göre değişiklik gösterebildiğini söyledi.

ERKEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Kolon kanserinin erkeklerde daha sık görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Demirtürk, kanserlerin oluşma yerlerinin de önemine dikkat çekti.

Demirtürk, “Makat bölgesine yakın veya bağırsağın sol tarafına yerleşen kanserler daha erken belirti veriyor. Kolon kanseri genel olarak erkeklerde en sık görülen 3’üncü, kadınlarda ise göğüs kanserinden sonra en sık görülen 2’nci kanser türü” ifadelerini kullandı.

YAŞ EN TEMEL RİSK FAKTÖRÜDÜR

Kolon kanserinde yaşın en temel risk faktörü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Demirtürk, 50 yaşından itibaren kalın bağırsak kanserinin görülme sıklığının arttığına dikkat çekti.

Hareketsiz yaşam süren, kırmızı eti ve katı yağları çok tüketen, meyve, sebze ve lifli gıdalardan fakir beslenen, kömürle doğrudan temas ederek pişen gıdaları tercih eden kişilerin risk altında olduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Demirtürk, “İltihabi bağırsak hastalığı geçiren, bağırsağında kanser öncüsü polip bulunan, ailesinde kolon kanseri geçmişi olan ve kendisinde daha önce tespit edilmiş başka kanserler bulunan kişiler önemli risk grubunda olduğu için kontrollerini mutlaka yaptırması gerekiyor” dedi.

EGZERSİZ VE BESLENMEYE DİKKAT!

Fiziksel egzersizlerin haftada en az üç gün, 45 – 60 dakika tempolu yürüyüş şeklinde yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Levent Demirtürk, beslenmenin de kanserin oluşumunda etkili olduğuna dikkat çekerek, “Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini azaltın. Beyaz et ve bitkisel proteinler tüketmeye özen gösterin. Taze meyve, sebze tüketimini artırın. Kömürle doğrudan temas ederek pişen gıdaları tüketmeyin. Fazla kilolarınızdan kurtulun” diye konuştu.

“50 YAŞINDAN İTİBAREN KOLONOSKOPİ YAPTIRIN”

“Ailenizde kolon kanseri olmasa bile 50 yaş kolon kanseri için orta risk grubu olduğundan 50 yaşından itibaren önerilen sürelerde kolonoskopi yaptırın” uyarısında bulunan Prof. Dr. Demirtürk, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kolon kanseri erken evrede teşhis edilmediği takdirde ölümcül seyreden hastalıktır. Erken evrede teşhis edilip takip ve tedavi edilen hastalar normal yaşamlarını sürdürebilirler. Kanser tanısı konulan hastalarda tedavi, kanserin bağırsakta yerleştiği yere, tutulan kısmın uzunluğuna, etrafa veya bir başka organa yayılıp, yayılmamasına göre farklılık gösterir. Bu bağlamda genel olarak tümörlü kısmın veya bağırsağın bir bölümünün alınması veya radyoterapi, kemoterapi uygulanması gerekebilir. Tedavi edici cerrahi şansı olmayan hastalarda ise bağırsak tıkanıklığının önlenmesi amacıyla, tümörün yeri de uygunsa metalik stent takılması veya kemoterapi uygulaması başlıca tedavi uygulamalarıdır.”      

 

 




Yukarı