JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ KLİNİĞİ

 

  • Kolposkopi
  • Jinekolojik Kanserlerde Tarama Testleri
  • Anormal Smear, HPV ve Preinvaziv Servikal Patolojiler
  • HPV Aşısı
  • Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
  • Endometrium (Rahim) kanseri
  • Uterin Sarkomlar
  • Over (Yumurtalık Kanseri)
  • HIPEC (Sıcak Kemoterapi)
  • Vulva-Vajen Kanseri
  • Gestasyonel Trofoblastik Hastalıklar
  • Sentinel Lenf Nodu Cerrahisi

 

 

KOLPOSKOPİ

 

Kolposkopi Nedir?

Serviksin (rahim ağzı) ayrıntılı olarak incelenmesi ile kanser öncüsü durumlar ve kanser çok erken dönemde tespit edilebilmektedir.

Rahim ağzı (serviks) kanseri taraması için en sık kullanılan yöntemler Papanicolaou (Pap) smear yayma incelemesi ve Human papillomavirus (HPV) testidir. Bu testlerde kanser öncüsü durumlar açısından şüpheli bir bulgu ile karşılaşıldığında, rahim ağzı ayrıntılı olarak incelenmelidir. Bu inceleme yöntemine kolposkopi ismi verilmektedir. Bu işlem, alanında uzman kişiler tarafından yapıldığında yüksek doğruluk payı ile erken tanı olanağı sağlamaktadır.

 

Kolposkopi Niçin Yapılır?

Anormal servikal kanser tarama testi varlığında (smear ve/veya HPV testi), tanı koymak amacıyla kolposkopi önerilir. Diğer bir sebep, cinsel ilişki sonrasında sık tekrarlayan vajinal kanamadır.

Muayene esnasında, kolpoksop ile rahim ağzı (serviks), 36 kata dek büyütülerek incelenir. Bu esnada, bazı boyalar uygulanarak rahim ağzı üzerindeki anormal hücrelerin bulunabileceği alan(lar) belirlenir. Bu alanların büyüklüğü, tipi, yerleşimine göre o esnada biyopsi alınması önerilebilir. Biyopsi sonucunda ise gerçekten kanser öncesi lezyon olup olmadığı anlaşılacaktır. Birçok durumda, detaylı kolposkopik muayene sonrasında anormal bulgu izlenmez ve hasta belli aralıklarla kontrole çağrılır.

 

JİNEKOLOJİK KANSER TARAMA TESTLERİ

 

Kanser Taraması Nedir?

Kanser taraması, henüz bir şikayeti olmayan kişilerde erken tanı amacıyla uygulanan testlerdir. Kanser çeşidine göre tarama testleri ve zamanlaması farklılık gösterir. Riskli yaş grubu her kanser çeşidinde farklılık göstermektedir.

 

Kadınlar İçin Hangi Kanserlere Karşı Tarama Yapılabilir?  

  • Serviks (rahim ağzı) kanseri
  • Over (yumurtalık) kanseri
  • Meme kanseri
  • Kolon ve rektum kanseri

HPV AŞILARI

Servikal kanserlerin hemen hemen tamamında en önemli etken, yüksek riskli HPV’nin persiste enfeksiyonudur. HPV 16 ve 18, dünya genelinde servikal kanserlerin %70’ine yol açarken, diğer yüksek tiplerden tip 31, 33, 45, 52 ve 58, ek olarak serviks kanserlerinin %20’inde etkendir. Bunun yanı sıra, HPV 16 ve 18, anal kanserlerin %90’ında etkendir.

HPV’ye bağlı hastalık yükünü azaltmak amacıyla, günümüze dek üç çeşit HPV aşısı geliştirilmiş ve kullanıma sunulmuştur.

 

SERVİKS KANSERİ

Serviks kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Smear/Pap-smear ve HPV DNA testleriyle tarama sayesinde erken tanı ve etkin bir tedavi mümkündür.

 

ENDOMETRİUM (RAHİM) KANSERİ

Rahim kanseri, endometrium olarak isimlendirilen rahim iç zarının kanseridir. Rahim, alt kısımda vajinaya uzanan serviks (rahim ağzı) ve üst kısımda gövde olarak adlandırılan iki kısımdan oluşur. Gövdenin de iki kısmı vardır; iç kısmına endometrium denir. Bir kadının adet döngüsünde endometriumda değişiklikler olur. Siklusun sonunda endometrium dökülür ve adet oluşur. Bu döngü, kadın hayatında menapoza kadar devam eder. Hemen hemen tüm endometrium kanserleri endometriumun salgı yapan hücrelerinden oluşur ki bu kanser türüne endometrium adenokarsinomu denir.

 

Serviks Kanseri Nedir?

Serviks hücreleri anormalleşip kontrolsüz bir şekilde büyümeye başladığında serviks kanseri oluşmaktadır.

 

Serviks Kanserinin Nedeni

Serviks kanserlerinin hemen hemen tamamında etken, human papillomavirüsüdür (HPV). 100’den fazla farklı HPV tipi mevcuttur. Çoğu düşük riskli tipler olup ancak göz ardı edilebilir bir serviks kanserine yol açma riskine sahiptir. Yüksek riskli tipler ise serviks kanserine yol açabilen anormal hücrelerin gelişmesine neden olabilmektedir. Gerçekten serviks kanseri olgularının çoğuna iki tip HPV (HPV 16 ve 18) neden olmaktadır. Serviks kanseri olgularının  %70’inde HPV 16 ve/veya 18 etkendir.

·       Cinsel ilişki sonrası kanama

·       Menopoz sonrası kanama

·       Anormal vajinal akıntı

·       Alt karın bölgesinde ağrı

Bu şikayetler, kanser dışında birçok sebepten de kaynaklanabilir. Anormal vajinal kanama olması durumunda hekiminize danışmanızı öneririz.

 

UTERİN SARKOMLAR

Uterus sarkomları, rahim duvarından kaynaklanan mesoderm kaynaklı nadir tümörlerdendir. Bu tümörler rahmin tüm kötü huylu tümörlerinin %2-6’sını oluşturur. Herhangi bir sebeple pelvise uygulanan ışın tedavisi uterus sarkomu riskini arttırır. Uterus sarkomları genelde uterus tümörleri içerisinde en kötü huylu tümör grubudur.

En sık görülen 3 tipi endometrial stromal sarkom, leiomyosarkom ve malign mikst müllerien tümördür.

  • Endometial Stromal Tümörler:
  • Leiomyosarkomlar
  • Malign mikst müllerian tümör

 

OVER (YUMURTALIK KANSERİ)

Kanser vücudumuzun temel taşı olan hücreyi etkilemektedir. Kanser hücreyi çeşitli mekanizmalarla etkileyince, hücreler ihtiyaç dışı anormal bölünmeye ve sonucunda kontrol dışı çoğalmaya başlar.

Sağlıklı kişilerde yumurtalıklar vücudun ihtiyacı doğrultusunda çoğalan hücrelerden oluşmaktadır. Oysa ihtiyaç dışı oluşan hücreler anormaldir ve bunlara tümor adı verilir. Tümörler selim ya da habis olabilirler. Örneğin, 30 yaş altı kadınlarda görülen içi sıvı dolu yumurtalık kistleri selimdir. Kendiliğinden kaybolabileceği gibi gerekirse operasyonla çıkartılabilir. Selim huylu tümörler çevre dokuları istila etmezler. Ama habis diye adlandırdığımız tümörler hem yumurtalıkları hem de çevre dokuları işgal ederler. Yumurtalık kanseri karnın içinde bağırsaklara, mideye, hatta kan veya lenfatik yolla vücudun uzak bölgelerine kadar yayılabilirler. Böyle yayılmaya sıçrama yani “metastaz” denilmektedir.

Birçok over kanseri hastasında herhangi spesifik bir şikayet gelişmez. Dolayısıyla çoğu hasta, ileri evrede iken bize başvurur. Bu noktada, hastada karın şişkinliği, bulantı, kilo kaybı gibi semptomlar gelişmiştir.

 

HIPEC (SICAK KEMOTERAPİ)

Hipertermik intraperitoneal kemoterapi (HIPEC- Hyperthermic Intraperitoneal Chemotherapy),  ısıtılmış kemoterapi ilaçlarının belli bir süre boyunca karın boşluğu içerisine uygulandığı kanser tedavi yöntemidir. Aynı zamanda, “sıcak kemoterapi” olarak da bilinen HIPEC, karın bölgesinden tümörler veya lezyonlar çıkarıldıktan sonra gerçekleştirilen bir cerrahi operasyondur. İlk başta mide ve barsak kanserlerinde kullanılmaya başlanan bu işlem, 2016’dan itibaren yumurtalık kanserinde de uygulanmaktadır.

 

Sıcak Kemoterapi (HIPEC) Nasıl Uygulanır?

Karın içinde görünür tüm tümörler çıkarıldıktan sonra, karın içerisine dört adet HIPEC katateri yerleştirilir ve bu kataterlerin uçları, karın içerisinde özel bölgelere yönlendirilir. Verilecek kemoterapi ilaçları, HIPEC cihazında 42 santigrat derecede ısıtılır ve karın boşluğuna pompalanır. Yaklaşık 70-90 dakika süren bir işlemdir. HIPEC prosedürü, görülemeyen kalan tüm kanser hücrelerini öldürmeye yönelik tasarlanmıştır. Daha sonra solüsyon çıkarılır ve insizyon kapanır.

HIPEC ve over kanseri cerrahisi, özellikle bu konuda deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır. HIPEC ile ilgili yayınlanmış deneyimlerimiz, literatürde yer almaktadır.

 

VULVA-VAJEN KANSERİ

Vulva kanseri kadın cinsel organının dış yüzeyinde meydana gelen bir kanser tipidir. Vulva, üretra ve vajinanın klitoris ve küçük dudaklar dahil çevreyi saran cilt alanıdır.
Vulva kanseri genellikle vulvada bir yumru veya yara seklinde görülür ve kaşıntı ve ağrıya neden olur. Vulva kanseri seyrek görülür ve jinekolojik kanserlerin yaklaşık %4’ünü oluşturur. Herhangi bir yaşta meydana gelebilir; ancak vulva kanseri en sık ileri yaşta, menopoz sonrası kadınlarda görülür.

Vulva kanserinin belirti ve semptomları aşağıdakileri içerebilir:

·       Sürekli kaşıntı (pruritis)

·       Ağrı ve hassasiyet

·       Renk değişikliği veya kalınlaşma gibi cilt değişiklikleri

·       Bir yumru, siğil benzeri veya karnibahar benzeri kitle veya açık yara (ülser)

·       Anormal kanama

·       Yanma

·       Ağrı

 

GESTASYONEL TROFOBLASTİK HASTALIKLARI

Gestasyonel Trofoblastik Hastalık (Üzüm Gebeliği ya da Mol Gebelik)

Halk arasında üzüm gebeliği olarak bilinen hastalık tıpta gestasyonel trofoblastik hastalık olarak tanımlanır.  GTH plasental dokudan(çocuğun eşinden) kaynaklanan başta mol hidatiform (üzüm gebeliği), invaziv mol, korikarsinom ve trofoblastik yer tümörü olmak üzere pek çok patolojik gelişme ile ilişkili bir hastalık tablosudur. Pek çok tipi vardır. GTH iyileşmediğinde ortaya çıkan hastalık gestasyonel trofoblasik tümör(GTT) adını alır. GTT sıklıkla üzüm gebeliği (mol hidatiform) sonrası oluşur. Nadiren düşük ve normal gebelik sonrasında da meydana gelebilir. Patolojik olarak GTT sıklıkla invaziv mol ve kariokarsinom olmak üzere iki şekilde görülür.

Günümüzde GTH kolay tedavi edilebilen ve tam şifa sağlanabilen bir hastalık olarak bilinir. GTH hastalık gebelikle ilişkili bir hastalıktır. Bu nedenle Ülkemiz gibi doğurganlık hızının fazla olduğu toplumlarda sık görülür ve önemli bir sağlık sorunudur. Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte her 1000 gebelikte 1 oranında görülür.

 

GTH İle İlişkili Faktörler

1. Irk
2. Beslenme özellikleri
3. Yaş
4. Gebelik Sayısı
5. Geçirilmiş Mol Hidatiform
6. Doğum Kontrol Yöntemleri
7. Sigara

Mol olgularını %75-80’i anormal kanamalar ile kliniğe müracaat eder.

 

SENTİNEL LENF NODU CERRAHİSİ

Onkolojide birçok organ kanserinde olduğu gibi genital kanserlerde de en önemli prognostik faktörlerden biri lenf nodlarına hastalık yayılımıdır. Bununla birlikte cerrahi tedavi planlanan jinekolojik kanser olgularının %20’sinden azında lenf nodu tutulumu olduğu halde, lenfatik tutulumu belirlemeye yönelik olarak yapılan işlemlerle cerrahi müdahale ve hastanede kalış süresi uzamakta, ciddi intraoperatif komplikasyon riski artmakta, yanı sıra uzun dönem sekeller ortaya çıkmaktadır. Herhangi bir anatomik bölgenin ilk drene olduğu lenf nodu sentinel lenf nodu (SLN) olarak tanımlanır. SLN kavramı, SLN durumunun tüm lenfatik sahanın durumu hakkında bilgi vereceği tezine dayalıdır. SLN’de tutulum yoksa bölgesel lenf nodlarının kalan kısmında da hastalık olmaması beklenmelidir. Günümüzde jinekolojide endometrium, serviks ve vulva kanserinde SLN çalışması başarıyla uygulanabilmektedir. SLN cerrahisi ile ameliyat ve hastanede yatış süreleri kısalmaktadır.

Ayrıca hasta gereksiz cerrahi ve komplikasyonlarından korunmakta ve yaşam kalitesi daha iyi olmaktadır. Bu uygulama için uygun Robotik veya Laparoskopik Sistemlerle büyük karın kesilerine gerek kalmaksızın ameliyat yapıldığında, hasta çok hızlı bir şekilde iyileşme göstermekte ve daha az ağrısı olmaktadır. Buna karşılık cerrahi tedavi ile ulaşılması istenen hedeflere ulaşılmaktadır.



Emsey Hospital
dr_ilker_bey.jpg Doç. Dr. İlker Kahramanoğlu Jinekolojik Onkoloji, Kadın Hastalıkları & Kanser Cerrahisi Kliniği Hekimi Tanıyın
Yukarı