MENÜ
Dil Seçimi
EN FR TR RU
Emsey Hospital İle
Sağlıklı Yaşam
Çocuğunuzun İştahını Arttırmak İçin Yemek Öncesinde Oyun Oynayın

Çocuğunuzun İştahını Arttırmak İçin Yemek Öncesinde Oyun Oynayın

ÇOCUKLARDA İŞTAHSIZLIK NEDEN OLUR? EBEVEYNLER NELERE DİKKAT ETMELİ?

Çocuklarda yemek yeme davranışı yaşa, büyüme hızına, günlük fiziksel aktiviteye ve bireysel özelliklere göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle çocuğun zaman zaman daha az yemek istemesi her zaman bir sağlık sorunu olduğu anlamına gelmez.

Ancak çocuğun yeterli ve dengeli beslenememesi, büyüme-gelişmesinin yavaşlaması veya yemek yeme davranışının aile yaşamını belirgin şekilde etkilemesi durumunda altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi önem taşır.

Emsey Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Seringeç, çocuklarda iştahsızlık konusunda ebeveynlerin öncelikle çocuğun büyüme ve gelişimini dikkate almaları gerektiğini belirterek, sofradaki baskının ve yanlış beslenme alışkanlıklarının sorunu daha da zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

HER İŞTAHSIZ ÇOCUKTA BİR SAĞLIK SORUNU VAR MIDIR?

Ebeveynlerin çocuklarının ne kadar yemek yediği konusunda endişelenmesi oldukça yaygındır. Ancak çocuğun iştahı gün içerisinde ve dönemsel olarak değişebilir.

Çocuğun gerçekten yeterli beslenip beslenmediği değerlendirilirken yalnızca tabağında bıraktığı yemek miktarına bakılmamalıdır. Büyüme eğrisi, kilo ve boy gelişimi, genel sağlık durumu, fiziksel aktivitesi ve beslenme çeşitliliği birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuk yaşına ve ihtiyacına uygun şekilde büyüyor ve gelişiyorsa, yalnızca yaşıtlarından daha az yemek yemesi tek başına iştahsızlık anlamına gelmeyebilir.

İŞTAHSIZLIĞIN ALTINDA FİZİKSEL NEDENLER OLABİLİR

İştahsızlık uzun sürüyor veya çocuğun büyüme-gelişmesini etkiliyorsa öncelikle fiziksel nedenlerin değerlendirilmesi gerekir.

Çocuklarda iştah azalması;

  • Kansızlık ve demir eksikliği,

  • Bazı vitamin ve mineral eksiklikleri,

  • Bağırsak parazitleri,

  • Ateşli hastalıklar,

  • Ağız, diş, boğaz veya kulak sorunları,

  • Üst solunum yolu enfeksiyonları,

  • Burun tıkanıklığı ve nefes almayı zorlaştıran durumlar,

  • Sindirim sistemiyle ilgili bazı sorunlar,

  • Bazı kronik hastalıklar

gibi farklı nedenlerle ilişkili olabilir.

Bu nedenle uzun süren veya tekrarlayan iştahsızlıkta çocuğun çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

İŞTAHSIZLIK PSİKOLOJİK NEDENLERLE DE İLİŞKİLİ OLABİLİR

Herhangi bir fiziksel sorun bulunmadığında çocuğun duygusal ve psikolojik durumu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Aile içindeki değişiklikler, okula başlama, kardeş kıskançlığı, arkadaş ilişkileri, kaygı, stres veya çocuğun yaşadığı başka bir duygusal güçlük yemek yeme davranışını etkileyebilir.

Bu nedenle çocuğu yalnızca “yemek yemeyen çocuk” olarak değerlendirmek yerine, yemek yeme davranışının hangi koşullarda ortaya çıktığını gözlemlemek gerekir.

ÇOCUĞU YEMEK YEMESİ İÇİN ZORLAMAYIN

Çocuğun tabağındaki yemeği bitirmesi için ısrar etmek, zorlamak veya uzun süre sofrada tutmak olumlu bir beslenme alışkanlığı oluşturmaz.

Ailelerin özellikle şu davranışlardan kaçınması önerilir:

  • İstemediği bir besini zorla yedirmeye çalışmak,

  • “Bir lokma daha ye” şeklinde sürekli ısrar etmek,

  • Yemeği ödül veya ceza olarak kullanmak,

  • Yemediği için çocuğu azarlamak veya korkutmak,

  • Yemek sırasında sürekli ne kadar yediğini takip etmek,

  • Yemek yemediğinde alternatif olarak hemen sevdiği başka bir yiyeceği sunmak,

  • Sofrada çocuğun yeme davranışı üzerinden tartışmak.

Çocuğun açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi öğrenmesine fırsat vermek, sağlıklı beslenme davranışının gelişmesine yardımcı olabilir.

ÇOCUKLAR AİLELERİN BESLENME DAVRANIŞLARINDAN ETKİLENİR

Çocuklar yalnızca kendilerine söylenenleri değil, evde gördükleri davranışları da öğrenir.

Ebeveynlerin sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve diğer sağlıklı besinleri tüketmesi; dengeli öğünler oluşturması ve yemek konusunda olumlu bir tutum sergilemesi çocuğun beslenme alışkanlıklarını destekleyebilir.

Örneğin ebeveynlerin kendileri sağlıksız atıştırmalıkları sık tüketirken çocuktan bunlardan uzak durmasını beklemek zor olabilir.

Bu nedenle sağlıklı beslenme alışkanlığının tüm aile tarafından birlikte uygulanması daha sürdürülebilir bir yaklaşım olabilir.

YEMEK ARALARINDA ATIŞTIRMALIKLARA DİKKAT EDİN

Öğün aralarında sürekli şekerleme, çikolata, kek, pasta, cips veya şekerli içecek tüketilmesi çocuğun ana öğünlerdeki açlık düzeyini etkileyebilir.

Özellikle şekerli içecekler ve meyve suyu gibi enerji içeren içeceklerin sık tüketilmesi, çocuğun ana öğünlerde daha az yemek yemesine neden olabilir.

Bu nedenle öğün ve ara öğünlerin düzenli olması, çocuğun gün içerisinde sürekli bir şeyler atıştırmasının önüne geçilmesi önemlidir.

Süt tüketimi de çocuğun yaşına ve genel beslenmesine uygun miktarda olmalıdır. Gereğinden fazla süt tüketimi bazı çocuklarda diğer besinlere olan iştahın azalmasına katkıda bulunabilir.

YEMEK ÖNCESİNDE HAREKETLİLİK VE OYUN DESTEKLENEBİLİR

Çocukların gün içerisinde fiziksel olarak aktif olması genel sağlık açısından önemlidir.

Yemek öncesinde çocuğun yaşına uygun kısa süreli oyun veya hareketli bir aktivite yapması, sofraya daha keyifli bir şekilde oturmasına yardımcı olabilir.

Ancak çocuğu özellikle yemek yemesi için yoracak yoğun aktivitelerden kaçınılmalıdır. Çocuğun yemek saatine çok yorgun veya uykulu girmemesi de önemlidir.

TELEVİZYON VE TELEFON KARŞISINDA YEMEK YEDİRMEYİN

Yemek sırasında televizyon, telefon veya tablet kullanılması çocuğun yemeğe ve kendi açlık-tokluk sinyallerine odaklanmasını zorlaştırabilir.

Mümkün olduğunca ekranların olmadığı, ailenin birlikte oturabildiği sakin bir sofra ortamı oluşturulmalıdır.

Yemek zamanının bir mücadele alanına dönüşmesi yerine, aile bireylerinin bir araya geldiği olumlu bir sosyal ortam olması hedeflenmelidir.

ÇOCUĞUN KENDİ KENDİNE YEMESİNİ DESTEKLEYİN

Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olarak kendi kendine yemek yemesine fırsat verilmelidir.

Kaşık ve çatal kullanmaya başladığı dönemden itibaren çocuğun besinleri kendisinin denemesine izin vermek, yemekle olumlu bir ilişki kurmasını destekleyebilir.

Yemek sırasında bir miktar etrafı dağıtması veya ellerini kullanmak istemesi, gelişim dönemine göre normal olabilir. Yaşa uygun olduğu sürece çocuğun besinleri keşfetmesine fırsat verilmesi önemlidir.

ÇOCUĞUN ÖNÜNE YETİŞKİN PORSİYONU KOYMAYIN

Çocukların mide kapasitesi ve enerji ihtiyacı yetişkinlerden farklıdır.

Bu nedenle tabağın çok fazla doldurulması çocukta yemeğe karşı isteksizlik oluşturabilir. Küçük porsiyonlarla başlamak, çocuk istediğinde ekleme yapmak daha uygun bir yaklaşım olabilir.

Ayrıca farklı besin gruplarının sofrada bulunması ve çocuğa yaşına uygun seçenekler sunulması, besin çeşitliliğinin gelişmesine yardımcı olabilir.

SEVMEDİĞİ BESİNLERİ FARKLI ŞEKİLLERDE TEKRAR SUNUN

Çocukların bazı besinleri ilk denemede reddetmesi oldukça sık görülür. Bu durum, çocuğun o besini hiçbir zaman yemeyeceği anlamına gelmez.

Sevilmeyen bir besin zorla yedirilmek yerine farklı zamanlarda, farklı hazırlanma veya sunum şekilleriyle yeniden teklif edilebilir.

Örneğin bir sebze çorba, yemek veya farklı bir öğünün parçası olarak sunulabilir.

Burada amaç çocuğu zorlamak değil, farklı besinlerle tekrar tekrar ve olumlu bir ortamda karşılaştırmaktır.

YEMEK SÜRESİNİ GEREKSİZ YERE UZATMAYIN

Öğünlerin çok kısa sürede bitirilmesi için çocuğa baskı yapılmamalı, ancak yemek saatinin çok uzun sürmesine de izin verilmemelidir.

Çocuğun yemeğini sakin şekilde tüketmesine yeterli zaman tanınmalı, öğün sonunda ise sofranın sonlandırılması konusunda tutarlı olunmalıdır.

Çocuğun son lokmasına kadar yemek zorunda olmadığı unutulmamalıdır.

YEMEKLERİN SICAKLIĞINA VE SUNUMUNA DİKKAT EDİN

Çocuklar bazı dönemlerde yemeklerin görünümüne, kokusuna, kıvamına veya sıcaklığına karşı daha hassas olabilir.

Yemeklerin aşırı sıcak veya soğuk olmamasına dikkat edilmeli, çocuğun yaşına uygun kıvamda ve kolay tüketebileceği şekilde hazırlanmalıdır.

Birbirine karışmış besinleri reddeden çocuklarda, farklı yiyecekler başlangıçta ayrı ayrı sunulabilir.

YEMEK YEMEDİĞİNDE SÜREKLİ ALTERNATİF SUNMAYIN

Çocuğun bir öğünde yemek yememesi durumunda hemen süt, meyve suyu veya sevdiği başka bir yiyeceği sunmak, zaman içerisinde yemek reddettiğinde farklı bir seçenek elde edeceği beklentisini oluşturabilir.

Bunun yerine düzenli öğün ve ara öğün düzeni oluşturulmalı, çocuk bir sonraki uygun öğüne kadar beklemeyi öğrenmelidir.

Ancak çocuğun yeterli beslenemediği, kilo kaybettiği veya büyüme-gelişmesinde sorun olduğu düşünülüyorsa kısıtlayıcı bir yaklaşım uygulanmadan önce mutlaka çocuk doktoruna danışılmalıdır.

ÇOCUĞUN TOKLUK SİNYALLERİNE SAYGI GÖSTERİN

Çocuğun doyduğunu ifade etmesi veya yemek yemeyi bırakması durumunda her lokmayı bitirmesi için ısrar edilmemelidir.

Çocukların açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi öğrenmeleri, ilerleyen dönemlerde sağlıklı beslenme davranışlarının gelişmesine katkı sağlayabilir.

Ebeveynlerin görevi ne, ne zaman ve nerede sunulacağını belirlemek; çocuğun ise sunulan besinlerden ne kadar yiyeceğine karar vermesine uygun alan bırakmak şeklinde düşünülebilir.

İŞTAHSIZLIK NE ZAMAN DEĞERLENDİRİLMELİ?

Çocuğun iştahsızlığı uzun süre devam ediyor, büyüme eğrisinde gerileme veya kilo kaybı görülüyor ya da yemek yeme davranışı günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

Özellikle;

  • Belirgin kilo kaybı,

  • Boy veya kilo gelişiminde yavaşlama,

  • Sürekli halsizlik,

  • Tekrarlayan kusma veya ishal,

  • Yutma veya çiğneme güçlüğü,

  • Yemek sırasında ağrı,

  • Uzun süren karın ağrısı,

  • Besin gruplarının çok büyük bölümünü reddetme

gibi durumlarda altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.

Ekleme Tarihi: 03 Eylül 2026
Emsey Tıbbi Yayın Kurulu