MENÜ
Dil Seçimi
EN FR TR RU
Emsey Hospital İle
Sağlıklı Yaşam
Depremi Yaşayanlar Konuşmak İstemiyorsa Zorlamayın

Depremi Yaşayanlar Konuşmak İstemiyorsa Zorlamayın

DEPREM SONRASI PSİKOLOJİK TRAVMA: YETİŞKİNLERE VE ÇOCUKLARA NASIL YAKLAŞILMALI?

Türkiye’nin en önemli doğal afetlerinden biri olan depremler, yalnızca fiziksel kayıplara değil, bireyler ve toplum üzerinde uzun süre devam edebilen psikolojik etkilere de neden olabilir. Depremi doğrudan yaşayanların yanı sıra yakınlarını kaybeden, evini veya yaşam düzenini kaybeden ya da afet görüntülerine yoğun şekilde maruz kalan kişilerde farklı psikolojik tepkiler ortaya çıkabilir.

Emsey Hospital Uzman Psikolog Tuba Yıldırım Üstünel, deprem gibi travmatik olayların ardından korku, kaygı, üzüntü, öfke, çaresizlik, güvensizlik ve boşluk hissi gibi duyguların yaşanabileceğini belirterek, bu tepkilerin kişiden kişiye değişebileceğine dikkat çekti.

Deprem sonrasında kişinin yaşadığı duyguları ifade edebilmesi önemli olmakla birlikte, konuşmak istemeyen bir kişiyi yaşadıklarını anlatmaya zorlamamak gerektiğini vurguladı.

DEPREM SONRASI HANGİ PSİKOLOJİK TEPKİLER GÖRÜLEBİLİR?

Travmatik bir olay sonrasında kişinin kendisini güvende hissetmemesi ve olayın etkilerini bir süre devam ettirmesi beklenebilir.

İlk günler ve haftalarda;

  • Korku ve yoğun kaygı,

  • Şok ve şaşkınlık,

  • Üzüntü ve yas,

  • Öfke veya huzursuzluk,

  • Çaresizlik ve güvensizlik hissi,

  • Sürekli tetikte olma,

  • Olayın tekrar yaşanacağına ilişkin endişe,

  • Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü,

  • Uyku sorunları,

  • Yaşanan olayla ilgili yoğun düşünceler veya kabuslar,

  • Duygusal olarak donukluk veya hissizlik

gibi tepkiler görülebilir.

Bu belirtilerin görülmesi tek başına kişinin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşadığı anlamına gelmez. Travma sonrası stres tepkilerinin zaman içindeki seyri, şiddeti ve kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği önemlidir.

Bazı kişiler zaman içinde bu tepkileri kendiliğinden daha hafif yaşamaya başlarken, bazı kişilerde belirtiler daha uzun sürebilir veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyebilir.

DEPREM SONRASI TRAVMA YAŞAYAN KİŞİYE NASIL YAKLAŞILMALI?

Deprem sonrasında öncelikli ihtiyaçlar güvenli bir ortam, barınma, beslenme, sağlık hizmetlerine erişim ve yakınlarla iletişim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasıdır.

Bu ihtiyaçların mümkün olduğunca sağlanmasının ardından psikolojik açıdan da kişinin kendisini güvende hissetmesine yardımcı olmak önem taşır.

Travma yaşayan bir yakına yaklaşırken;

  • Kendisini güvende hissetmesini sağlayacak bir ortam oluşturulmalı,

  • İhtiyaçları sakin ve anlayışlı şekilde sorulmalı,

  • Konuşmak isterse yargılamadan dinlenmeli,

  • Yaşadığı duygular küçümsenmemeli,

  • “Güçlü olmalısın” veya “Artık düşünme” gibi duyguları bastırmaya yönlendiren ifadelerden kaçınılmalı,

  • Kişi konuşmak istemiyorsa zorlanmamalı,

  • Yakınlarıyla iletişim kurmasına destek olunmalı,

  • Temel ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olunmalı,

  • Mümkün olduğunca günlük yaşam düzeninin yeniden oluşturulmasına destek verilmelidir.

Kişinin yaşadığı olayla ilgili konuşması bazı kişiler için rahatlatıcı olabilir. Ancak herkes travmayı aynı şekilde yaşamaz. Konuşmak istememek de travma sonrasında görülebilecek doğal tepkilerden biri olabilir.

Bu nedenle kişiye “İstediğin zaman konuşabiliriz, yanındayım” mesajını vermek, zorlayıcı sorular sormaktan daha uygun bir yaklaşım olabilir.

TRAVMA SONRASI KİŞİYE “GÜÇLÜ OL” DEMEK DOĞRU MU?

Deprem sonrasında yakınlarımızı teselli etmek isterken bazen iyi niyetle “Güçlü ol”, “Bunu da atlatacaksın”, “Ağlama” gibi ifadeler kullanabiliriz.

Ancak bu tür ifadeler kişinin yaşadığı duyguları bastırmasına veya kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir.

Bunun yerine;

“Yaşadıklarının senin için ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum.”

“İstersen seni dinleyebilirim.”

“Konuşmak istemiyorsan da sorun değil, yanında olacağım.”

gibi güven ve destek veren bir iletişim tercih edilebilir.

Amaç kişiyi hemen “iyi hissettirmek” değil, yaşadığı süreçte kendisini yalnız ve çaresiz hissetmemesine yardımcı olmaktır.

DEPREM SONRASI ÇOCUKLARA NASIL YAKLAŞILMALI?

Çocuklar deprem gibi travmatik olaylara yetişkinlerden farklı tepkiler verebilir. Bazı çocuklar yaşadıklarını oyunlarına yansıtabilir, bazıları daha fazla ağlayabilir, yalnız kalmak istemeyebilir veya ebeveynlerinden ayrılmakta zorlanabilir.

Uyku ve iştah değişiklikleri, korkular, içe kapanma, öfke, dikkat sorunları veya daha küçük yaş davranışlarına geri dönme gibi tepkiler de görülebilir.

Bu süreçte çocuğun kendisini güvende hissetmesi ve güvendiği yetişkinlerle birlikte olması önemlidir.

Çocukların soruları geçiştirilmemeli

Çocukların depremle ilgili soruları görmezden gelinmemeli veya tamamen susturulmamalıdır.

Sorularına;

  • Yaşına ve gelişim düzeyine uygun,

  • Açık ve anlaşılır,

  • Gerçekçi ancak korkutucu olmayan

yanıtlar verilmelidir.

Çocuğa hiç deprem olmayacağını söylemek gibi gerçekçi olmayan güvenceler vermek yerine, mevcut koşullar içinde güvende olması için neler yapıldığı anlatılabilir.

Örneğin çocuğun sorusuna kısa ve anlaşılır cevap verildikten sonra “Şu anda güvendeyiz ve yanında biz varız” şeklinde güven veren bir iletişim kurulabilir.

ÇOCUKLARIN DEPREM GÖRÜNTÜLERİNE MARUZİYETİ SINIRLANDIRILMALI

Deprem sonrasında televizyon, sosyal medya ve internet üzerinden sürekli olarak afet görüntülerine maruz kalmak çocukların kaygısını artırabilir.

Özellikle küçük çocukların;

  • Tekrarlayan deprem görüntülerini,

  • Yaralanma ve kayıp görüntülerini,

  • Korkutucu veya doğrulanmamış haberleri

izlemesi sınırlandırılmalıdır.

Çocukların yanında yetişkinlerin sürekli olarak deprem haberlerini takip etmesi de çocukların kendilerini yeniden tehdit altında hissetmesine neden olabilir.

Çocuklara bilgi verirken güvenilir kaynaklardan yararlanılması ve yaşlarına uygun bir dil kullanılması önemlidir.

OYUN, ÇOCUKLARIN DUYGULARINI İFADE ETMESİNE YARDIMCI OLABİLİR

Çocuklar her zaman yaşadıkları duyguları kelimelerle ifade edemeyebilir. Oyun, resim çizme ve yaşına uygun yaratıcı etkinlikler çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine yardımcı olabilir.

Çocuğa “Neden korkuyorsun?” diye sürekli soru sormak yerine oyun sırasında onu gözlemlemek ve ihtiyaç duyduğunda yanında olmak daha destekleyici olabilir.

Rutinlerin mümkün olduğunca yeniden oluşturulması da çocuk açısından önemlidir. Uyku, beslenme, oyun, eğitim ve aileyle geçirilen zaman gibi günlük yaşamın temel parçalarının yeniden düzenlenmesi çocuğun güven duygusunu destekleyebilir.

NE ZAMAN PSİKOLOJİK DESTEK ALINMALI?

Deprem sonrasında belirli bir süre psikolojik tepkilerin görülmesi beklenebilir. Ancak belirtilerin şiddetli olması, zaman içinde azalmaması veya kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemesi durumunda profesyonel destek alınması önemlidir.

Özellikle;

  • Yoğun korku ve kaygının devam etmesi,

  • Sürekli tetikte olma veya deprem olacakmış gibi hissetme,

  • Tekrarlayan kabuslar ve travmatik anıların yoğun şekilde zihne gelmesi,

  • Depremi hatırlatan durumlardan aşırı kaçınma,

  • Belirgin içe kapanma veya sosyal ilişkilerden uzaklaşma,

  • Uzun süren uyku ve iştah sorunları,

  • Günlük işlevlerde belirgin bozulma,

  • Çocuklarda davranış ve gelişim açısından dikkat çekici değişikliklerin devam etmesi

gibi durumlarda psikolog veya psikiyatri uzmanından destek alınabilir.

Kişinin kendisine zarar verme düşüncelerinin olması veya güvenliğini tehdit eden bir durum bulunması halinde ise acil profesyonel yardım alınmalıdır.

DEPREM SONRASI İYİLEŞME KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞİR

Deprem gibi büyük travmaların ardından herkesin aynı şekilde tepki vermesi beklenmez. Kimi kişiler olay hakkında konuşmak isterken kimi kişiler sessiz kalmayı tercih edebilir. Bazı kişilerde belirtiler kısa sürede azalırken, bazı kişilerde daha uzun süre devam edebilir.

Bu nedenle travma yaşayan kişileri birbirleriyle kıyaslamamak, “Neden hâlâ atlatamadın?” gibi ifadeler kullanmamak ve kişinin ihtiyaç duyduğu desteği almasına yardımcı olmak önemlidir.

Travma sonrası süreçte en önemli ihtiyaçlardan biri kişinin kendisini yalnız hissetmemesidir.

Güvenli bir ortam oluşturmak, temel ihtiyaçları desteklemek, yakınlarıyla iletişimini güçlendirmek, duygularını ifade etmesi için alan tanımak ve gerektiğinde profesyonel destek almak, iyileşme sürecinin önemli parçaları olabilir.

Ekleme Tarihi: 03 Eylül 2026
Emsey Tıbbi Yayın Kurulu