MENÜ
Dil Seçimi
EN FR TR RU
Emsey Hospital İle
Sağlıklı Yaşam
Doğum Esnasında Kanser Bulaşabilir

Doğum Esnasında Kanser Bulaşabilir

KANSER BULAŞICI MIDIR? ÇOK NADİR DURUMLARDA KANSER HÜCRELERİ KİŞİDEN KİŞİYE AKTARILABİLİR Mİ?

Kanser, toplumda zaman zaman “bulaşıcı bir hastalık” olarak algılanabilmektedir. Ancak kanser, grip veya COVID-19 gibi kişiden kişiye kolaylıkla geçen bir hastalık değildir. Kanserli bir kişinin sağlıklı bir kişiye dokunması, aynı ortamda bulunması, aynı yiyecekleri tüketmesi, öpüşmesi veya cinsel ilişki yaşamasıyla kanserin doğrudan bulaşması söz konusu değildir.

Bununla birlikte tıp literatüründe kanser hücrelerinin bir kişiden başka bir kişiye aktarılabildiği son derece nadir durumlar bildirilmiştir. Emsey Hospital Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Karagöl, özellikle doğum ve organ nakli gibi özel durumlarda görülebilen bu nadir aktarım mekanizmalarına dikkat çekmektedir.

KANSER DOĞUM SIRASINDA BEBEĞE AKTARILABİLİR Mİ?

Anne ile bebek arasındaki gebelik ve doğum sürecinde kanser hücrelerinin bebeğe geçmesi son derece nadir bir durumdur. Literatürde, özellikle rahim ağzı kanseri bulunan annelerden doğan bazı bebeklerde, doğum sırasında kanser hücrelerinin bebeğe aktarılmasıyla ilişkili olabileceği düşünülen vakalar bildirilmiştir.

Japonya'da yayımlanan vaka raporlarında, annelerinde rahim ağzı kanseri bulunan iki çocukta daha sonra akciğer kanseri geliştiği bildirilmiştir. Yapılan moleküler incelemeler, çocuklardaki tümör hücrelerinin anneden köken aldığını desteklemiştir.

Bu vakalarda öne sürülen mekanizmalardan biri, doğum sırasında bebeğin doğum kanalından geçerken kanser hücreleriyle temas etmesi ve bu hücrelerin solunum yollarına ulaşmasıdır. Ancak bunun son derece istisnai bir durum olduğu özellikle vurgulanmalıdır.

Dolayısıyla bu tür vakalar, kanserin doğum yoluyla genel olarak bulaştığı anlamına gelmez.

KANSERLİ BİR KİŞİYLE AYNI ORTAMDA BULUNMAK RİSK OLUŞTURUR MU?

Hayır. Kanser hastasıyla aynı evde yaşamak, aynı ortamda bulunmak veya günlük sosyal ilişkiler kurmak kanserin bulaşmasına neden olmaz.

Kanser;

  • Dokunmayla,

  • Aynı havayı solumakla,

  • Aynı tabaktan yemek yemekle,

  • Öpüşmekle,

  • Sarılmakla

kişiden kişiye geçen bulaşıcı bir hastalık değildir.

Bu nedenle kanser tanısı alan kişilerin sosyal yaşamdan dışlanması veya çevresindeki insanların kendilerini korumak amacıyla hastadan uzak durması doğru değildir.

BAZI ENFEKSİYONLAR KANSER RİSKİNİ ARTIRABİLİR

Burada kanserin kendisi ile kanser riskini artırabilen enfeksiyonları birbirinden ayırmak gerekir.

Bazı virüs, bakteri ve parazitlerle uzun süreli enfeksiyonların belirli kanser türlerinin gelişme riskini artırabildiği bilinmektedir.

Örneğin Helicobacter pylori, mide mukozasında uzun süreli enfeksiyona neden olarak mide kanseri riskinin artmasıyla ilişkilidir. Benzer şekilde bazı insan papilloma virüsü (HPV) tipleri rahim ağzı başta olmak üzere bazı kanserlerin gelişiminde rol oynayabilir.

Bazı parazit enfeksiyonları da belirli kanserlerle ilişkilendirilmiştir. Örneğin Schistosoma haematobium enfeksiyonu, özellikle bazı bölgelerde mesane kanseri riskinde artışla ilişkilidir.

Buradaki önemli nokta şudur: Enfeksiyonun kişiden kişiye geçebilmesi, kanserin de kişiden kişiye geçtiği anlamına gelmez. Enfeksiyon, yıllar içerisinde kronik inflamasyon, hücresel değişiklikler veya başka biyolojik mekanizmalar aracılığıyla kanser gelişme riskini etkileyebilir.

ORGAN NAKLİYLE KANSER AKTARILABİLİR Mİ?

Kanser hücrelerinin kişiden kişiye aktarılabildiği en iyi bilinen istisnai durumlardan biri organ naklidir.

Çok nadir olarak, vericide henüz fark edilmemiş bir kanser bulunması ve kanser hücrelerinin nakledilen organda mevcut olması durumunda, bu hücrelerin organı alan kişiye aktarılması mümkün olabilir.

Organ nakli sonrasında alıcının bağışıklık sisteminin nakledilen organı reddetmesini önlemek amacıyla bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar, bağışıklık sisteminin nakledilen organı kabul etmesine yardımcı olurken aynı zamanda bağışıklık yanıtını azaltır. Eğer nakledilen organda fark edilmemiş kanser hücreleri bulunuyorsa, bu hücrelerin alıcının bağışıklık sistemi tarafından kontrol edilmesi zorlaşabilir.

Bu nedenle organ bağışı sürecinde vericilerin tıbbi geçmişinin ve mevcut sağlık durumunun dikkatli biçimde değerlendirilmesi büyük önem taşır.

ORGAN NAKLİNDE VERİCİLER NEDEN KANSER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLİR?

Organ naklinde verici kaynaklı kanser gelişimi çok nadir görülen bir komplikasyondur. Ancak olası risk nedeniyle vericilerin kanser öyküsü, mevcut hastalıkları ve gerekli durumlarda görüntüleme ve diğer tıbbi değerlendirmeleri dikkate alınır.

Literatürde, fark edilmemiş kanser bulunan vericilerden organ nakli yapılan alıcılarda daha sonra verici kaynaklı kanser geliştiğine ilişkin nadir vakalar bildirilmiştir.

Bu durum, organ naklinin genel olarak güvenli olmadığı anlamına gelmez. Aksine, nakil öncesi verici ve alıcının ayrıntılı değerlendirilmesi, olası risklerin azaltılmasının önemli bir parçasıdır.

KANSERİN BULAŞICI OLDUĞU DÜŞÜNCESİ NEDEN YANLIŞ ANLAŞILMAMALI?

Kanserin çok nadir bazı koşullarda bir kişiden diğerine hücresel olarak aktarılabilmesi ile kanserin bulaşıcı bir hastalık olması aynı şey değildir.

Günlük yaşamda kanser hastalarıyla;

  • Aynı evde yaşamak,

  • Birlikte yemek yemek,

  • Sarılmak,

  • El sıkışmak,

  • Aynı ortamda bulunmak

kanser açısından bulaşma riski oluşturmaz.

Ayrıca kanserden korunmada yalnızca “bulaşma” kavramına odaklanmak yerine, kanser riskini etkileyebilen faktörlerin bilinmesi önemlidir. Tütün kullanımı, alkol tüketimi, aşırı kilo, fiziksel hareketsizlik, bazı enfeksiyonlar, çevresel maruziyetler ve genetik faktörler farklı kanser türlerinin gelişme riskinde rol oynayabilir.

KANSERDEN KORUNMADA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Kanserlerin tamamını önlemek mümkün değildir. Ancak bazı risk faktörlerinin azaltılması ve uygun tarama programlarına katılım, kanserin erken fark edilmesine ve bazı kanser türlerinde riskin azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Bu kapsamda;

  • Tütün ürünlerinden uzak durulması,

  • Alkol tüketiminin sınırlandırılması,

  • Dengeli ve çeşitli beslenme,

  • Düzenli fiziksel aktivite,

  • Sağlıklı vücut ağırlığının korunması,

  • Hekimin önerdiği yaş ve risk grubuna uygun kanser taramalarının yapılması,

  • Uygun kişilerde kanserle ilişkili enfeksiyonlara karşı aşılama seçeneklerinin değerlendirilmesi

önem taşır.

SONUÇ

Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir ve kanser hastasıyla günlük yaşam içerisinde temas etmek kanserin başka bir kişiye geçmesine neden olmaz.

Bununla birlikte, doğum sırasında anneden bebeğe veya organ nakli sırasında vericiden alıcıya kanser hücrelerinin aktarılması gibi son derece nadir durumlar tıp literatüründe tanımlanmıştır.

Bu istisnai vakalar, kanserin toplum içinde bulaşıcı olduğu anlamına gelmez. Kanserin oluşumunda genetik, çevresel, yaşam tarzı ve bazı enfeksiyonlarla ilişkili çok sayıda faktör rol oynar. Düzenli sağlık kontrolleri ve kişiye uygun tarama programları ise kanserin erken fark edilmesinde önemli bir yere sahiptir.

Ekleme Tarihi: 03 Eylül 2026
Emsey Tıbbi Yayın Kurulu