Emzirmenin Faydaları
EMZİRMENİN ANNE SAĞLIĞINA FAYDALARI NELERDİR?
Emzirme, bebeğin beslenmesi ve gelişimi açısından önemli olduğu kadar anne sağlığı açısından da çeşitli faydalar sağlayan doğal bir süreçtir. Emzirme sırasında salgılanan hormonlar, doğum sonrası dönemde rahmin toparlanmasına katkıda bulunurken anne-bebek arasındaki yakın temasın güçlenmesine de yardımcı olur.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bebeklerin ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmesini, 6. aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin 2 yaş ve sonrasına kadar sürdürülmesini önermektedir.
Emsey Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ümmühan Molak Avcı, emzirmenin yalnızca bebek açısından değil, anne sağlığı açısından da önemli etkileri bulunduğunu belirterek, emzirmenin kadın sağlığına yönelik faydaları hakkında bilgi verdi.
1. DOĞUM SONRASI RAHMİN TOPARLANMASINA YARDIMCI OLUR
Emzirme sırasında salgılanan oksitosin hormonu, rahim kasılmalarını destekler. Bu nedenle emzirme, doğumdan sonra rahmin gebelik öncesi boyutuna dönme sürecine katkı sağlayabilir.
Özellikle doğumdan sonraki erken dönemde emzirme sırasında rahimde kasılmalar hissedilmesi normal olabilir. Bu süreç, doğum sonrası kanamanın kontrolüne de yardımcı olan fizyolojik mekanizmalardan biridir.
2. ANNE-BEBEK BAĞININ GÜÇLENMESİNE KATKI SAĞLAR
Emzirme yalnızca beslenme açısından değil, anne ve bebeğin birbirleriyle yakın temas kurması açısından da önemlidir.
Emzirme sırasında anne ve bebek arasında ten teması, göz teması, dokunma, koku ve ses gibi duyusal etkileşimler gerçekleşir. Bu yakın temas, anne-bebek arasındaki bağlanma sürecini destekleyebilir.
Ancak her annenin emzirme deneyiminin farklı olduğu unutulmamalıdır. Emzirme konusunda yaşanan güçlükler, annenin bebeğiyle bağ kuramadığı anlamına gelmez.
3. OKSİTOSİN VE PROLAKTİN ANNEDE RAHATLAMA HİSSİNE KATKI SAĞLAYABİLİR
Emzirme sırasında prolaktin ve oksitosin başta olmak üzere çeşitli hormonların salgılanması uyarılır. Prolaktin süt üretiminde önemli rol oynarken oksitosin, sütün memeden akmasını sağlayan mekanizmalardan biridir.
Oksitosinin aynı zamanda rahatlama ve sosyal bağlanmayla ilişkili etkileri olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bazı anneler emzirme sırasında gevşeme, sakinleşme veya uyku hali hissedebilir.
Emzirmenin psikolojik etkileri ise kişiden kişiye değişebilir. Anne için emzirme sürecinin destekleyici, güvenli ve zorlayıcı olmayan bir deneyim olması önemlidir.
4. DOĞUM SONRASI DÖNEMDE PSİKOLOJİK İYİLİK HALİNİ DESTEKLEYEBİLİR
Doğum sonrası dönem, hormonal değişiklikler, uyku düzensizliği, bebeğin bakım sorumluluğu ve yaşam koşullarındaki değişiklikler nedeniyle anne açısından duygusal olarak zorlayıcı olabilir.
Emzirme sırasında oluşan yakın temas ve hormonal yanıtlar bazı annelerde rahatlama ve olumlu duyguların desteklenmesine katkı sağlayabilir.
Bununla birlikte emzirme, doğum sonrası depresyonun tedavisi veya kesin olarak önlenmesi olarak değerlendirilmemelidir. Doğum sonrası depresyon çok faktörlü bir durumdur ve emziren annelerde de görülebilir.
Anne uzun süren çökkünlük, yoğun kaygı, bebeğe karşı ilgisizlik, günlük işlerini yerine getirmekte zorlanma veya kendisine ya da bebeğine zarar verme düşünceleri yaşıyorsa profesyonel destek almalıdır.
5. KALP-DAMAR SAĞLIĞI AÇISINDAN OLUMLU ETKİLERLE İLİŞKİLİDİR
Emzirmenin uzun vadede anne sağlığı üzerindeki etkileri üzerine yapılan çalışmalar, emzirme öyküsü ile bazı kardiyometabolik sağlık göstergeleri arasında olumlu ilişkiler olabileceğini göstermektedir.
Emzirme süresi, annenin gebelik öncesi sağlık durumu, gebelik sayısı, yaşam tarzı ve diğer birçok faktör bu ilişkiyi etkileyebilir.
Bu nedenle emzirmenin tek başına kalp-damar hastalıklarını önlediği şeklinde değerlendirme yapmak doğru değildir. Ancak sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, uygun kilo yönetimi ve gerekli sağlık kontrolleriyle birlikte anne sağlığını destekleyen faktörlerden biri olarak değerlendirilebilir.
6. ADET GÖRMENİN GECİKMESİNE NEDEN OLABİLİR
Özellikle sık ve yalnızca anne sütüyle besleme, prolaktin hormonunun etkisiyle yumurtlamanın geçici olarak baskılanmasına ve adet kanamalarının bir süre başlamamasına neden olabilir.
Bu durum laktasyonel amenore olarak adlandırılır.
Ancak adet görülmemesi, gebelikten kesin olarak korunulduğu anlamına gelmez. Yalnızca anne sütüyle beslenmeye dayalı gebelikten korunmanın etkili olabilmesi için belirli koşulların birlikte sağlanması gerekir: bebeğin 6 aydan küçük olması, annenin adet görmeye yeniden başlamamış olması ve bebeğin büyük ölçüde yalnızca anne sütüyle beslenmesi gibi.
Bu koşulların dışında veya 6. aydan sonra uygun bir doğum kontrol yöntemi için kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması önemlidir.
7. MEME VE YUMURTALIK KANSERİ RİSKİYLE İLİŞKİLİ OLUMLU ETKİLERİ BULUNMAKTADIR
Araştırmalar, emzirme süresi ile yaşam boyu meme kanseri riskinde azalma arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Emzirmenin koruyucu etkisinin emzirme süresi arttıkça bir miktar artabileceğine ilişkin bilimsel veriler bulunmaktadır.
Benzer şekilde, emzirme ile yumurtalık kanseri riskinde daha düşük risk arasında da ilişki bildiren çalışmalar vardır.
Ancak bu etkiler emzirmenin kanseri kesin olarak önlediği anlamına gelmez. Meme ve yumurtalık kanserlerinin gelişiminde yaş, genetik özellikler, aile öyküsü, hormonal ve üreme faktörleri, yaşam tarzı ve birçok başka etken rol oynar.
Bu nedenle emzirme, kanser taramalarının yerine geçmez. Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun meme sağlığı kontrollerinin sürdürülmesi önemlidir.
8. DOĞUM SONRASI KİLO YÖNETİMİNİ DESTEKLEYEBİLİR
Süt üretimi annenin enerji harcamasını artıran fizyolojik süreçlerden biridir. Bu nedenle emzirme, doğum sonrası dönemde gebelik sırasında alınan kiloların verilmesine katkıda bulunabilir.
Ancak kilo kaybı yalnızca emzirmeye bağlı değildir. Beslenme düzeni, fiziksel aktivite, gebelikte alınan kilo, uyku, metabolik durum ve bireysel özellikler de doğum sonrası kilo değişimini etkiler.
Emziren annelerin hızlı kilo vermeye yönelik çok düşük kalorili diyetlerden kaçınması ve yeterli ve dengeli beslenmesi önemlidir.
9. KEMİK SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ MERAK EDİLİYOR
Gebelik ve emzirme döneminde annenin kemik mineral yoğunluğunda geçici değişiklikler görülebilir. Özellikle emzirme döneminde kalsiyumun bir bölümü anne sütü aracılığıyla bebeğe aktarılır.
Ancak çoğu kadında emzirme sona erdikten sonra kemik mineral yoğunluğu yeniden toparlanır.
Bu nedenle emzirmenin osteoporozdan kesin olarak koruduğu şeklinde bir değerlendirme yapmak doğru değildir. Uzun vadeli kemik sağlığı açısından yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli fiziksel aktivite ve kişisel risklere uygun sağlık kontrolleri önem taşır.
EMZİRME ANNE SAĞLIĞI AÇISINDAN DA ÖNEMLİDİR
Emzirme; bebeğin beslenmesini desteklemenin yanı sıra doğum sonrası rahmin toparlanmasına, anne-bebek bağının güçlenmesine ve bazı uzun vadeli sağlık göstergeleri üzerinde olumlu etkilere katkı sağlayabilir.
Bununla birlikte her annenin emzirme süreci aynı değildir. Süt miktarıyla ilgili endişeler, meme başı ağrısı, çatlaklar, mastit, bebeğin memeyi doğru kavrayamaması veya emzirme konusunda yaşanan diğer güçlüklerde sağlık profesyonellerinden destek alınabilir.
Emzirme bir zorunluluk veya anneliğin başarısını belirleyen tek ölçüt değildir. Anne ve bebeğin sağlığı, güvenliği ve ihtiyaçları doğrultusunda kişiye uygun bir beslenme planının oluşturulması en doğru yaklaşımdır.
