MENÜ
Dil Seçimi
EN FR TR RU
Emsey Hospital İle
Sağlıklı Yaşam
Helikobakter Pilori Kalıcı Olabilir

Helikobakter Pilori Kalıcı Olabilir

HELİCOBACTER PYLORİ (HP) NEDİR? NASIL BULAŞIR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Helicobacter pylori (H. pylori), mide mukozasına yerleşebilen ve toplumda oldukça yaygın görülen bir bakteridir. Enfeksiyon çoğunlukla çocukluk döneminde edinilir ve tedavi edilmediğinde uzun yıllar, hatta ömür boyu devam edebilir.

Emsey Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Tülin Kendir Koçak, H. pylori enfeksiyonunun görülme sıklığının ülkeler ve toplumlar arasında farklılık gösterebildiğini belirterek; yaşam koşulları, hijyen, kalabalık yaşam ortamları ve sosyoekonomik faktörlerin enfeksiyonun yayılımında rol oynayabileceğine dikkat çekti.

H. pylori taşıyan herkesin mutlaka belirti göstermediğini vurgulayan Dr. Koçak, bakterinin bazı kişilerde herhangi bir yakınmaya neden olmazken, bazı kişilerde gastrit ve peptik ülser gibi hastalıklarla ilişkili olabileceğini ifade etti.

HELİCOBACTER PYLORİ NASIL BULAŞIR?

H. pylori enfeksiyonunun kesin bulaş mekanizması tüm yönleriyle ortaya konmuş değildir. Ancak bakterinin özellikle ağız-ağız ve dışkı-ağız yollarıyla kişiden kişiye geçebildiği düşünülmektedir.

Enfeksiyonun çocukluk döneminde edinilmesi oldukça yaygındır. Kalabalık yaşam koşulları, yetersiz sanitasyon ve güvenli olmayan su kaynakları gibi faktörler bulaş riskini artırabilir.

Bu nedenle;

  • El hijyenine dikkat edilmesi,

  • Tuvalet sonrası ellerin uygun şekilde yıkanması,

  • Güvenli içme suyu kullanılması,

  • Gıdaların hijyenik koşullarda hazırlanması,

  • Ortak kullanılan kişisel eşyaların paylaşılmaması

gibi temel hijyen uygulamaları önem taşır.

H. pylori’nin gıdalarda bulunması mümkün olsa da enfeksiyonun bulaşmasını yalnızca “gıdalardaki bakteri miktarı” üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Bulaş, birden fazla çevresel ve kişisel faktörün etkisiyle gerçekleşebilir.

HELİCOBACTER PYLORİ HANGİ HASTALIKLARLA İLİŞKİLİDİR?

H. pylori enfeksiyonu bazı kişilerde herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. Bununla birlikte bakterinin mide mukozasında oluşturduğu kronik inflamasyon çeşitli hastalıklarla ilişkilidir.

H. pylori özellikle;

  • Kronik gastrit,

  • Mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri,

  • Peptik ülser hastalığı,

  • Mide mukozasıyla ilişkili lenfoid doku lenfoması (MALT lenfoma),

  • Mide kanseri riskinde artış

ile ilişkilendirilmektedir.

H. pylori enfeksiyonu, mide kanserinin tek nedeni değildir. Genetik yatkınlık, beslenme, sigara kullanımı ve diğer çevresel faktörler de mide kanseri riskini etkileyebilir. Ancak kronik H. pylori enfeksiyonu, mide kanseri gelişiminde önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

H. PYLORİ BAŞKA HASTALIKLARLA DA İLİŞKİLİ Mİ?

H. pylori enfeksiyonu ile sindirim sistemi dışındaki bazı hastalıklar arasında da araştırmalar yapılmıştır. Özellikle demir eksikliği ve bazı hematolojik durumlarla ilişki kurulabilmektedir.

Ancak kalp-damar hastalıkları, cilt hastalıkları, alerjik hastalıklar veya otoimmün tiroit hastalıkları gibi birçok durumla ilgili araştırmalar devam etmektedir. Bu hastalıkların H. pylori tarafından doğrudan oluşturulduğunu söylemek doğru değildir.

Bu nedenle H. pylori’nin kanıtlanmış etkileri ile araştırılmakta olan olası ilişkilerin birbirinden ayrılması önemlidir.

H. PYLORİ ENFEKSİYONU NEDEN BAZI KİŞİLERDE HASTALIĞA YOL AÇARKEN BAZILARINDA AÇMAZ?

H. pylori taşıyan herkes aynı klinik tabloyu yaşamaz.

Enfeksiyonun hastalığa dönüşmesinde;

  • Bakterinin taşıdığı bazı virülans özellikleri,

  • Kişinin genetik özellikleri,

  • Bağışıklık yanıtı,

  • Beslenme alışkanlıkları,

  • Sigara kullanımı,

  • Çevresel faktörler,

  • Yaş ve diğer sağlık sorunları

gibi birçok etken rol oynayabilir.

Bu nedenle H. pylori enfeksiyonunun seyri kişiden kişiye değişebilir.

HELİCOBACTER PYLORİ TANISI NASIL KONUR?

H. pylori tanısında kullanılabilecek farklı testler bulunmaktadır. Hangi testin tercih edileceği kişinin yaşı, şikâyetleri, daha önceki hastalıkları ve endoskopi gerekip gerekmediği gibi faktörlere göre belirlenir.

Endoskopi ve biyopsi

Üst gastrointestinal sistem endoskopisi sırasında mideden alınan biyopsi örnekleri üzerinden;

  • Histopatolojik inceleme,

  • Hızlı üreaz testi

gibi yöntemlerle H. pylori araştırılabilir.

Üre nefes testi

Üre nefes testi, aktif H. pylori enfeksiyonunun tespitinde kullanılan noninvaziv yöntemlerden biridir.

Dışkıda H. pylori antijen testi

Dışkı örneğinde H. pylori antijeninin araştırılması da aktif enfeksiyonun tanısında ve bazı durumlarda tedavi sonrasındaki kontrolünde kullanılabilir.

Test seçimi, hastanın klinik durumuna göre hekim tarafından belirlenmelidir.

KİMLERDE H. PYLORİ ARAŞTIRILMASI ÖNEMLİDİR?

H. pylori testi herkes için rutin olarak gerekli değildir. Ancak bazı durumlarda enfeksiyonun araştırılması ve pozitif saptanması halinde tedavi edilmesi özellikle önem taşıyabilir.

Bunlar arasında;

  • Aktif veya geçirilmiş peptik ülser hastalığı,

  • H. pylori ile ilişkili MALT lenfoma,

  • Bazı mide kanseri öncülü değişiklikleri,

  • Erken mide kanseri nedeniyle endoskopik tedavi uygulanmış hastalar,

  • Açıklanamayan demir eksikliği gibi belirli klinik durumlar,

  • Birinci derece akrabalarda mide kanseri öyküsü bulunan kişiler

yer alabilir.

Test ve tedavi kararı kişinin tıbbi geçmişi ve risk durumuna göre hekim tarafından verilmelidir.

HELİCOBACTER PYLORİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

H. pylori enfeksiyonu saptandığında tedavinin temel amacı bakterinin eradike edilmesidir. Tedavide genellikle mide asidini baskılayan bir ilaç ile birlikte birden fazla antibiyotiğin yer aldığı kombinasyonlardan yararlanılır.

Hangi ilaçların kullanılacağı; bölgedeki antibiyotik direnç oranları, kişinin daha önce kullandığı antibiyotikler, ilaç alerjileri ve diğer sağlık sorunları gibi faktörlere göre belirlenir.

Bu nedenle H. pylori tedavisi için antibiyotiklerin kişinin kendi kendine başlanması veya daha önce kullanılan bir tedavinin hekim önerisi olmadan tekrarlanması uygun değildir.

TEDAVİ SONRASINDA KONTROL NEDEN ÖNEMLİ?

H. pylori tedavisinin tamamlanması, bakterinin kesin olarak ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Kullanılan tedaviye direnç veya tedaviye uyum gibi nedenlerle enfeksiyon devam edebilir.

Bu nedenle uygun hastalarda tedavinin tamamlanmasından belirli bir süre sonra eradikasyonun sağlanıp sağlanmadığının kontrol edilmesi önerilir. Kontrol için genellikle üre nefes testi veya dışkıda antijen testi gibi yöntemlerden yararlanılabilir.

Test sonuçlarının doğru değerlendirilebilmesi için bazı mide ilaçlarının ve antibiyotiklerin testten önce belirli sürelerle bırakılması gerekebilir. Bu süreler kullanılan ilaca ve test yöntemine göre değiştiğinden, hekim önerisine uyulmalıdır.

H. PYLORİ TEDAVİ EDİLİRSE TEKRARLAYABİLİR Mİ?

Başarılı şekilde eradike edilen H. pylori enfeksiyonunun yeniden ortaya çıkması mümkün olmakla birlikte, erişkinlerde yeniden enfeksiyon her zaman sık görülen bir durum değildir.

Tedavi sonrasında bakterinin devam edip etmediğinin kontrol edilmesi, özellikle ülser, MALT lenfoma veya mide kanseri açısından risk taşıyan hastalarda önemlidir.

H. PYLORİ İÇİN AŞI VAR MI?

Günümüzde H. pylori enfeksiyonunu önlemek amacıyla rutin kullanıma girmiş onaylı bir aşı bulunmamaktadır.

Bu nedenle korunmada temel hijyen uygulamalarına dikkat edilmesi ve enfeksiyon saptanan uygun hastalarda hekim tarafından önerilen eradikasyon tedavisinin uygulanması önem taşır.

SONUÇ

Helicobacter pylori, toplumda yaygın görülebilen ve çoğunlukla çocukluk döneminde edinilen bir mide bakterisidir. Her H. pylori enfeksiyonu belirti vermese de kronik gastrit, peptik ülser, MALT lenfoma ve mide kanseri riskiyle ilişkili olabilir.

H. pylori enfeksiyonu saptandığında, kişinin riskleri ve klinik durumu değerlendirilerek uygun tedavi planlanmalıdır. Tedavi sonrasında bakterinin ortadan kaldırıldığının kontrol edilmesi, enfeksiyonun yönetiminde önemli bir adımdır.

Uzun süren veya tekrarlayan mide ağrısı, hazımsızlık, yanma, bulantı gibi şikâyetleri bulunan; ülser öyküsü veya mide kanseri açısından risk faktörleri olan kişilerin gastroenteroloji uzmanına başvurması uygun olacaktır.

Ekleme Tarihi: 03 Eylül 2026
Emsey Tıbbi Yayın Kurulu