Parklarda Çocuklara El Ayak Hastalığı Bulaşabilir
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NEDİR? ÇOCUKLARDA BULAŞMA RİSKİNE DİKKAT
Çocukluk çağında sık görülen el-ayak-ağız hastalığı, özellikle kreş ve okul gibi çocukların bir arada bulunduğu ortamlarda kolay yayılabilen viral bir enfeksiyondur. Parklar ve oyun alanları da çocukların yakın temas ettiği ve ortak eşyaları kullandığı alanlar olduğu için virüsün bulaşması açısından dikkat edilmesi gereken ortamlardan biri olabilir.
Emsey Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Seringeç, hastalığın özellikle küçük çocuklarda daha sık görüldüğünü belirterek, çocukların ortak kullanım alanlarından sonra el hijyenine dikkat edilmesinin önemli olduğunu vurguluyor.
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NEDİR?
El-ayak-ağız hastalığı, çoğunlukla enterovirüsler, özellikle Coxsackievirus A16 ve diğer bazı Coxsackie virüsleri tarafından oluşturulan bulaşıcı bir enfeksiyondur. Bazı vakalarda Enterovirus 71 gibi diğer enterovirüsler de hastalığa neden olabilir.
Hastalık en sık bebeklerde ve 5 yaşından küçük çocuklarda görülür. Daha büyük çocuklarda ve erişkinlerde de ortaya çıkabilir.
Çoğu vaka hafif seyreder ve kısa süre içerisinde düzelir. Ancak nadiren daha ciddi komplikasyonlar gelişebileceğinden belirtilerin takip edilmesi önemlidir.
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NASIL BULAŞIR?
Hastalık oldukça bulaşıcıdır ve virüs farklı yollarla yayılabilir.
Bulaşma;
-
Öksürme ve hapşırma sırasında ortaya çıkan solunum salgılarıyla,
-
Tükürük ve burun salgılarıyla,
-
Döküntülerdeki sıvıyla temasla,
-
Dışkı ile temas ve yetersiz el hijyeniyle,
-
Virüsle kirlenmiş yüzey ve eşyalar aracılığıyla
gerçekleşebilir.
Bu nedenle kreş, okul, oyun grupları ve çocukların yakın temas ettiği diğer ortamlarda bulaşma riski artabilir.
PARKLARDA BULAŞMA RİSKİ VAR MI?
Parkta bulunmak tek başına hastalığa neden olmaz. Ancak çocukların yakın temas etmesi, oyuncak ve oyun ekipmanlarını ortak kullanması, ellerini ağızlarına götürmesi veya hijyenin yeterli olmaması virüsün yayılmasına zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle çocukların oyun sonrasında ellerini yıkaması ve özellikle hastalık belirtileri gösteren çocuklarla yakın temasın sınırlandırılması önemlidir.
Hastalığın yaz ve sonbahar aylarında daha sık görülebildiği bölgeler olmakla birlikte, mevsim tek başına bulaşma riskini belirleyen bir faktör değildir.
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hastalığın belirtileri genellikle enfeksiyondan birkaç gün sonra ortaya çıkar.
En sık görülen belirtiler:
-
Ateş,
-
Boğaz ağrısı,
-
Halsizlik,
-
İştahsızlık,
-
Ağız içinde ağrılı yaralar,
-
El ve ayaklarda döküntü,
-
El ve ayak tabanlarında veya kalça çevresinde döküntüler
şeklindedir.
Ağız içindeki yaralar yemek yemeyi ve sıvı tüketimini zorlaştırabilir. Bu nedenle özellikle küçük çocuklarda yeterli sıvı alımının sağlanması önemlidir.
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞINDA DÖKÜNTÜLER NASIL OLUR?
Hastalığın karakteristik bulgularından biri el ve ayaklarda görülebilen döküntülerdir. Döküntüler bazen içi sıvı dolu küçük kabarcıklar şeklinde olabilir.
Ancak her çocukta aynı bölgelerde veya aynı yoğunlukta döküntü görülmeyebilir. Bazı çocuklarda belirtiler oldukça hafif olabilir.
Döküntülerin görünümü başka viral enfeksiyonlarla da benzerlik gösterebildiğinden kesin değerlendirme gerektiğinde hekim muayenesi önem taşır.
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?
El-ayak-ağız hastalığının çoğu vakasında özel bir antiviral tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Hastalık genellikle kendiliğinden düzelir.
Tedavide temel amaç çocuğun rahatlamasını sağlamak ve sıvı kaybını önlemektir.
Hekimin önerisi doğrultusunda;
-
Yeterli sıvı tüketilmesi,
-
Dinlenmeye önem verilmesi,
-
Ağız yaralarını tahriş edebilecek çok sıcak, baharatlı veya asitli yiyecek ve içeceklerden kaçınılması,
-
Ateş ve ağrı için yaşa ve kiloya uygun ilaçların kullanılması
gündeme gelebilir.
Çocuklara aspirin verilmemelidir. Kullanılacak ilaçların dozu ve uygunluğu mutlaka çocuğun yaşına, kilosuna ve sağlık durumuna göre değerlendirilmelidir.
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞINDAN NASIL KORUNULUR?
Hastalığın yayılmasını azaltmak için günlük hijyen alışkanlıkları önemlidir.
Çocuklara özellikle;
-
Tuvalet sonrasında ve yemeklerden önce ellerini sabun ve suyla yıkama alışkanlığı kazandırılması,
-
Park ve oyun alanlarından sonra ellerin temizlenmesi,
-
Oyuncak ve sık dokunulan yüzeylerin düzenli temizlenmesi,
-
Bardak, çatal, kaşık ve havlu gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması,
-
Hastalık belirtileri gösteren kişilerle yakın temasın azaltılması,
-
Öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun kapatılması
öğretilmelidir.
Sabun ve suyla el yıkama, özellikle tuvalet kullanımı sonrasında ve yemeklerden önce önemli bir korunma yöntemidir. Su ve sabuna erişimin mümkün olmadığı durumlarda uygun el antiseptikleri yardımcı olabilir; ancak çocuklarda ürünün güvenli kullanımı ve göze/ağıza temas etmemesi konusunda dikkatli olunmalıdır.
EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI NE ZAMAN TEHLİKELİ OLABİLİR?
El-ayak-ağız hastalığı çoğunlukla hafif seyretse de bazı çocuklarda komplikasyon gelişebilir. Özellikle ağız yaraları nedeniyle yeterli sıvı alamayan çocuklarda susuz kalma (dehidratasyon) riski oluşabilir.
Çocuğun;
-
Sıvı alamaması,
-
İdrarının belirgin şekilde azalması,
-
Şiddetli veya uzun süren ateş,
-
Belirgin halsizlik veya uykuya eğilim,
-
Nefes almakta zorlanma,
-
Şiddetli baş ağrısı,
-
Bilinç değişikliği veya nöbet
gibi belirtiler göstermesi durumunda gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
HASTA ÇOCUK PARKA GİDEBİLİR Mİ?
Hastalık bulaşıcı olduğu için belirtilerin yoğun olduğu dönemde çocuğun diğer çocuklarla yakın temasının sınırlandırılması önemlidir. Özellikle ateş devam ederken veya çocuk kendini iyi hissetmiyorken kreş, okul, oyun grupları ve kalabalık ortamlara götürülmemesi uygun olur.
Çocuğun ne zaman okula veya sosyal ortamlara dönebileceği; ateşin sona ermesi, genel durumunun düzelmesi ve kurumun uyguladığı kurallar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
SONUÇ
El-ayak-ağız hastalığı, özellikle küçük çocuklarda sık görülen ve yakın temas yoluyla kolay yayılabilen viral bir enfeksiyondur. Parklar ve oyun alanları hastalığın özel olarak “kaynağı” değildir; ancak çocukların yakın teması ve ortak yüzeyleri kullanması bulaşma açısından uygun ortam oluşturabilir.
Ateş, ağız yaraları ve el-ayak bölgesindeki döküntüler hastalığın tipik belirtileri arasında yer alır. Çoğu çocukta hastalık kendiliğinden düzelirken, yeterli sıvı alamama ve genel durum bozukluğu gibi belirtiler geliştiğinde tıbbi değerlendirme önemlidir.
Çocuklarda el hijyeninin küçük yaşlardan itibaren alışkanlık haline getirilmesi, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve hastalık belirtileri bulunan çocukların yakın temastan uzak tutulması, bulaşmanın azaltılmasına yardımcı olabilir.
