Sedef Hastalığı (Psorias) Nedir? Sedef Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi

31 Ocak 2024

Sedef Hastalığı Nedir?

Sedef hastalığı, kronik, iltihaplı, otoimmün bir cilt hastalığıdır. Otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olarak tanıması gereken kendi hücrelerini düşman olarak algılaması sonucu ortaya çıkar. Sedef hastalığında, bağışıklık sistemi normalde bir ayda olgunlaşması gereken cilt hücrelerini, birkaç gün içinde olgunlaşıp birikmelerine neden olan bir hızda üretir. Bu durum, cildin belirli bölgelerinde kızarıklık, pullanma, şişme ve kaşıntıya yol açar.

Sedef hastalığı, genellikle deri yüzeyinde simetrik dağılımlı, sınırları keskin olup, kabarık, gümüşi ya da beyaz pullarla kaplı lezyonlar şeklinde ortaya çıkar. Psoriasis olarak da bilinen sedef hastalığı, adını oluşturduğu lezyonların sedef renginde olmasından alır. Genellikle vücudun belirli bölgelerinde, özellikle diz, dirsek, saç derisi, eller, ayaklar, genital bölge ve çevresinde görülür. Ayrıca deri dışında eklemleri de etkileyebilmektedir.

Sedef hastalığı bulaşıcı olmayıp bağışıklık sistemi sorunundan kaynaklanan bir cilt hastalığıdır, yani kişiden kişiye bulaşmaz. Her iki cinsiyette görülmekle birlikte kadınlarda ve aile öyküsü olanlarda daha erken başlangıçlıdır. Sedef hastalığı, bebeklik döneminden yaşlılığa kadar rastgele bir zamanda kendini gösterebilir. Ancak, 16-22 yaşlarında ve 55-60 yaşlarında olmak üzere bimodal başlangıç yaşı gösterir. Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 33 olup kadınlarda erkeklere göre daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir.

 

Sedef neden olur

Sedef Hastalığı Neden Olur?

Sedef hastalığı neden olur sorusunun cevabı tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik, çevresel ve immünolojik faktörlerin bir kombinasyonunun rol oynadığı düşünülmektedir. Sedef hastalığının arkasındaki temel faktör, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan kendi hücrelerine karşı saldırmasıdır. T lenfositleri adı verilen bağışıklık hücreleri, cilt hücrelerini hızlı bir şekilde üretmeye teşvik eder ve bu durum kızarıklık, pullanma ve plaklarla sonuçlanır.

Aile öyküsünde sedef hastalığı olan bireylerde hastalığa yakalanma riski daha yüksektir. Belirli genetik faktörlerin, özellikle HLA-C geni gibi bazı genetik varyantlar, sedef hastalığının gelişiminde etkili olmaktadır.

Sedef hastalığı belirli çevresel faktörlerle tetiklenebilir veya kötüleşebilir. Stres, cilt yaralanmaları, hormonal değişiklikler, alkol ve sigara tüketimi,  bazı ilaçlar (beta blokerler, klorokin, lityum, antimalaryal ilaçlar ve steroid), obezite gibi faktörler sedef hastalığı belirtilerini artırabilir. Bazı durumlarda, streptokok enfeksiyonları gibi birtakım enfeksiyonlar sedef hastalığının ortaya çıkmasını tetikleyebilir. 

Sedef hastalığı olan kişilerin çoğunda, kış aylarında soğuk ve kuru hava koşullarının cilt semptomlarını kötüleştirdiği görülür. Soğuk hava, cildin kurumasına ve kaşıntının artmasına neden olabilir. Diğer yandan, sıcak ve güneşli hava bazı kişilerde semptomları hafifletebilir. Güneş ışığı, ılımlı miktarda alındığında, bazı insanlar için sedef plaklarının iyileşmesine yardımcı olabilir.

 

Sedef belirtileri nelerdir?

Sedef Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Sedef hastalığı, genellikle kronik seyir gösteren bir cilt hastalığıdır ve çoğu hastada deride plaklar ve kepeklenme belirtileri görülür. Bu plaklar genellikle kırmızı renkte olup, üzerlerinde gümüşi-beyaz pullar bulunabilir. Hastaların çoğunda bu belirtilere ek olarak kaşıntı da sıkça görülür. Yaygın sedef tablolarında, vücut ısısını korumada zorluk, üşüme, titreme ve protein tüketiminde artış gibi genel sedef belirtileri ortaya çıkabilir.

Sedef hastalığına bağlı romatizma gelişen vakalarda, el bileği, parmaklar, diz, ayak bileği ve boyun gibi eklemlerde ağrı ve şişlik görülebilir. Bu durumda deri lezyonları da mevcut olabilir. Sedef hastalığı belirtileri genellikle vücudun farklı bölgelerinde görülebilir, ancak sıklıkla diz, dirsek, saçlı deri ve genital bölgede ortaya çıkar.

Tırnaklarda sedef hastalığı olan durumlarda, minik çukurcuklar, sarı kahverengi renk değişimi ve tırnak kalınlaşması gibi belirtiler gözlemlenebilir. Sedef hastalığının deri lezyonlarının tipine göre farklı formları bulunmaktadır.

 

Sedef çeşitleri

Sedef Hastalığı Çeşitleri Nelerdir?

Kronik Plak Tip Sedef (Psöriasis Vulgaris): Sedef hastalığının en sık rastlanan tipidir. Vakaların % 85-90’ında görülmektedir. Kırmızı renkli plakaların (döküntülerin) ciltte belirdiği bir formdur. Plakalar genellikle kalın, gümüşi veya beyaz pullarla kaplıdır. Vücudun genellikle diz, dirsek, saç derisi, sırt, eller ve ayaklar gibi bölgelerini etkiler. Sıklıkla etkilendiği alanlar ise, göbek ve intergluteal kıvrım (kuyruk sokumu) yer almaktadır.

Guttat Sedef: Genellikle gövde, üst kol ve uyluk çevresinde görülen, 2-15 milimetre çapında kırmızı lezyonlarla beliren bir sedef türüdür. Bu tip sedef özellikle çocuklarda ve 30 yaş altı erişkinlerde daha sık görülse de yaşlı bireylerde de ortaya çıkabilir. Guttat sedefin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlığı olanlarda streptokok enfeksiyonu sonrasında vücut bağışıklık sistemini etkileyen bir alerji sonucu geliştiği düşünülmektedir.

Guttat sedefin çoğu vakasında, kırmızı lezyonlar deride belirgin hale gelmeden 2-3 hafta önce, özellikle Strep A bakteri enfeksiyonu nedenli tonsilit ya da farenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına ait bir öykü bulunmaktadır. Nadiren streptokokal perianal dermatitin devamı olarak ortaya çıkabilir. Tedavi edilmezse kendiliğinden geçebilir, ancak kronik plak tip sedef de gelişebilir.

Eritrodermik Sedef: Sistemik steroidlerin aniden kesilmesi sonucu ortaya çıkan eritrodermik sedef, sedef hastalığının nadir görülen bir türüdür ve hastaların %1 ile %3'ünde görülmektedir. Vücudun %90'ından fazlasında kırmızılık, pul pul dökülme, sıvı salgısı ve soyulma gibi belirtiler gözlenir. Bu tip sedef, özellikle 50'li yaşlarda ve erkeklerde daha sık görülse de, hastaların %80'inde daha önce sedef hastalığı öyküsü bulunmaktadır.

Eritrodermik sedefte zamanla ciltte geniş kızarıklıklar oluşur ve cilt parlak bir görünüm alır. Zamanla ciltte beyaz ve sarı renkli pullar, solukluk, kuruluk ve kalınlaşma gelişir. Cilde dokunulduğunda artan sıcaklık hissedilebilir, ayrıca hastalarda ağrı ve kaşıntı ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda, püstüler sedefi anımsatan iltihap dolu kabarcıklar görülebilir. El ve ayak tırnakları da etkilenebilir.

Eritrodermik sedefle birlikte sistemik belirtiler de ortaya çıkabilir. Bunlar arasında hızlı kalp atışı, vücut sıcaklığında artış ve dehidrasyon, yorgunluk ve eklem ağrısı gibi semptomlar bulunabilir. Protein ve sıvı-elektrolit eksikliği nedeniyle tibia kemiğinin ön kısmında şişlik görülebilir. Ciltteki artmış kan akışı ve sıvı kaybı, taşikardiye (hızlı kalp atışı) ve özellikle yaşlılarda yüksek debili kalp yetmezliği riskine neden olabilir. Vücut sıcaklığını kontrol eden mekanizmalar, derideki kan dolaşımındaki artış nedeniyle normal işleyişini sürdüremediğinden, vücut sıcaklığı normalin altında veya üstünde seyredebilir. Bu hastalarda sepsis riski yüksektir.

Püstüler Sedef: Püstüler sedef hastalığı, cildin üzerinde irin dolu kabarcıklarla belirgin olan bir sedef hastalığı tipidir. Bu kabarcıklar genellikle beyaz veya sarı renkte olup, kırmızı bir taban üzerinde bulunurlar. Püstüler sedef hastalığı genellikle el ve ayak tabanlarında, parmak uçlarında ve tırnaklarda görülür, ancak vücudun diğer bölgelerini de etkileyebilir. Genellikle belirgin ateş, vücut ağrısı ve kaşıntı ile aniden ortaya çıkar.

Saçlı Deride Sedef: Sedef hastalığının belirgin bir şekilde etkilendiği bölgelerden biri saçlı deridir. Yüzün çevresi, ense ve kulak arkası gibi alanlarda saç çizgisine kadar ilerleyebilir. Plak sedef, püstüler sedef, eritrodermik sedef ve eklem tutulumlu sedef ile birlikte ortaya çıkabileceği gibi tek başına da görülebilir. Saçlı deri sedefi, çoğunlukla plak sedef ile birlikte görülür.

Palmoplantar Sedef: Ellerin avuçlarını ve ayakların tabanlarını simetrili şekilde tutması ile kendini göstermektedir. Hastalığın şiddetli seyretmesi, ayaklarda ve ellerde hareket kısıtlılığına yol açabilmektedir. Kızarıklık şiddetli değildir ancak ayak tabanında kalınlaşma görülebilmektedir.

İnvers ve Genital Sedef: Fleksural ve ters sedef olarak da adlandırılan invers sedef, sedefli bireylerin %3-7'sinde görülmektedir. Derinin katlanan bölgelerinde meme altında, göbekte, göbek altındaki kıvrımda, koltuk altında ve kasıkta tutulum göstermektedir. Bazı vakalarda genital sedef ile birlikte ortaya çıkabilmektedir. Yetişkinlerde ve obez kişilerde sık görülmektedir. Sedef hastalarının %63’ünde genitalde tutulum görülebilmektedir. Eğer bireyde invers sedef mevcutsa bu oran %79’a kadar yükselebilmektedir. Nadir olarak vücudun başka bölümlerini etkilemeden yalnızca genitalde de tutulum gösterebilmektedir. Sık olarak tutulum gösteren alanlar arasında penis ve vulva bulunmaktadır. Genital sedef bütün yaşlarda ortaya çıkabilmektedir.

Tırnak Tutulumlu Sedef: Sedefli bireylerin %10-80’inde tutulum tırnaklarda meydana gelmektedir. Ayaklardaki tırnaklara kıyasla ellerdeki tırnaklarda tutulum daha fazla görülmektedir. Tırnakların sedeften etkilendiği durumlarda bireyde eklem tutulumlu sedef ortaya çıkma riski artmaktadır. Tırnak yatağında çukurlaşma, tırnak plağında beyazlaşma veya parçalanma, salmon lekesi, tırnak altında kahverengi-kırmızı renkte çizgisel kanamalar, tırnak altında aşırı doku oluşumu ve tırnağın dokudan ayrılması gibi durumlara neden olmaktadır.

Oral Mukozal Tutulum: Yaygın püstüler sedef ve akrodermatitis kontinua tanısı almış bireylerde, genellikle nemli, beyaz pullu, gezici ve halka şeklinde kırmızı lezyonlar gözlemlenir. Bu lezyonlar, genellikle dil üzerinde sıkça ortaya çıkar ve nadiren yanak iç yüzeyi gibi ağız mukozasını da etkileyebilir.

Eklem Tutulumlu Sedef (Psöriyatik Artrit): Sedef hastalarının yaklaşık %30'unda görülen kronik seyirli, inflamatuar bir artrit türüdür. Ağrılı artrit ile karakterizedir ve genellikle parmak eklemlerini ve vücut dokularını bir arada tutan, bağlayan ve destekleyen yapıları etkiler. Ellerde ve ayaklarda bulunan parmaklar sosis benzeri şişebilir, bu duruma daktilit adı verilir. Ayrıca, kalça, diz, omurga ve iltihaplı sakroiliak eklemler de etkilenebilir. Eklem tutulumlu sedefin %10-15'inde, eklemin romatizmal belirtileri cilt belirtilerinden önce ortaya çıkabilir. Genellikle psöriasis vulgaris ile birlikte görülür.

 

Sedef tanısı

Sedef Hastalığı Tanısı Nasıl Konur?

Sedef hastalığı tanısı genellikle dermatolojik muayene ile konulur. Şüpheli durumlarda veya zorlu vakalarda histopatolojik incelemelerden yararlanılabilir. Sedef hastalığının teşhisi için yapılması gereken özel bir kan tahlili bulunmamaktadır. Aile öyküsü ve sedef hastalığını tetikleyebilecek ilaç kullanım öyküsü gibi sorular, tanıda yardımcı olabilir. Öykü ve fizik muayeneden sonra tanıda yetersiz kalındığında deri biyopsisi yapılabilir. Sedef hastalığının deri belirtileri olan bir bölgeden yaklaşık 4 mm'lik bir zımba biyopsisi alınır.

 

Sedef tedavisi

Sedef Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Sedef hastalığının tedavisinde belirlenmiş bir kesin yöntem olmamakla birlikte birçok etkili seçenek bulunmaktadır. Topikal tedavi, sistemik tedavi ve biyolojik tedaviler, sedef hastalığının tedavisinde kullanılan temel tedavi seçenekleridir. Hafif veya orta dereceli sedef hastalığı olan hastalar genellikle topikal tedavi yöntemlerinden faydalanmaktadır. Eğer topikal tedavi etki göstermezse veya hastalık yaygın ise, dermatologlar tarafından değerlendirme yapıldıktan sonra sistemik tedavi uygulanabilir. Orta şiddetli ve şiddetli sedef hastalığında ise fototerapi ve/veya oral sistemik tedaviye başvurulur. Biyolojik tedavi, genellikle geleneksel sistemik tedavilerin yetersiz olduğu veya yan etkilerinden dolayı tercih edilemediği durumlarda kullanılır.

Topikal Tedavi: Hafif seyreden sedef hastalığı, kortikosteroitler, D vitamini, retinoidler, katran, keratolitik tedaviler ve nemlendiriciler gibi topikal tedavilerle etkili bir şekilde tedavi edilebilir.

Fototerapi: Orta şiddetli ve şiddetli sedef hastalığında, özellikle topikal tedavilere yanıt vermeyen durumlarda fototerapi kullanılır. Dar bant UV-B, geniş bant UV-B veya PUVA (psoralen ve UV-A) gibi farklı fototerapi türleri mevcuttur.

Sistemik Tedavi:

Metotreksat: Sedef hastalığı ve diğer iltihaplı bozuklukların tedavisinde kullanılan bir anti-neoplastik tedavi olan metotreksat, keratinositlerin apoptozunu artırarak ve immün yanıtı düzenleyerek etki gösterir. Metotreksat hamilelik, emzirme döneminde veya karaciğer/böbrek yetmezliği veya alkol sorunları olan hastalarda kullanılmaz.

Siklosporin: Orta şiddetli ve şiddetli sedef hastalığının tedavisinde kullanılan bir kalsinörin inhibitörüdür. Ayrıca eklem tutulumlu sedef üzerinde de etkinlik gösterir.

Asitretin: İkinci nesil bir retinoid olan asitretin, sedef hastalığı tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir madde olarak bilinir. Teratojenik özellikleri nedeniyle hamile kalmayı planlayan kadınlar tarafından kullanılması önerilmez.

Biyolojik Tedaviler: Biyolojik tedaviler, özellikle TNF-α'nın bloke edildiği, inflamatuar immün yanıtların hedeflendiği ve cilt lezyonlarının gelişimini engellediği için orta şiddetli ve şiddetli hastalığı olan hastalar için önemli bir tedavi seçeneğidir. Adalimumab, infliksimab, etanersept, ustekinumab, sekukinumab ve diğer biyolojik tedaviler, sedef hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlardan bazılarıdır.

Sedef hastalarının dikkat etmesi gerekenler:

  • Stres, sedef hastalığının şiddetini artırabilir ve nüksleri tetikleyebilir. Sedef hastaları, stres yönetimi tekniklerini öğrenmeli ve uygulamalıdır. Meditasyon ve yoga bu konuda yardımcı olabilir.
  • Sağlıklı bir diyet, sedef hastalarının genel sağlığını destekleyebilir. İyi bir beslenme, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve inflamasyonu azaltabilir. Bol miktarda sebze, meyve, tam tahıllar ve omega-3 yağ asitleri içeren bir diyet önerilir.
  • Sigara ve alkol tüketimi, sedef hastalığı semptomlarını kötüleştirebilir. Bu nedenle, sigara içmekten ve alkol tüketmekten kaçınılmalıdır.
  • Sedef hastaları, ciltlerini yumuşatıcı nemlendiricilerle düzenli olarak nemlendirmeli ve ciltlerini tahriş edici maddelerden korumalıdır. Ayrıca, sıcak su ve aşırı sabun kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Güneş ışınları, sedef hastalığını tetikleyebilir veya semptomları kötüleştirebilir. Bu nedenle, açık hava aktivitelerinde güneş koruyucu kullanılmalı ve aşırı güneşten kaçınılmalıdır.
  • Eğer doktor tarafından reçete edilen ilaçlar varsa, sedef hastaları bu ilaçları düzenli olarak kullanmalı ve doktorlarına düzenli olarak kontrol için gitmelidir.
  • Sedef hastaları, ciltlerindeki lezyonlar nedeniyle enfeksiyonlara karşı daha duyarlı olabilirler. Bu nedenle, açık yaraların temizlenmesine ve korunmasına özen gösterilmelidir.

 

 

Detaylı bilgi için Dermatoloji (Cildiye) kliniğinden destek alabilirsiniz.




Yukarı