Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre tanımı: “Fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı-izahı yapılabilen veya yapılamayan- bilgi, beceri ve uygulamalar bütünüdür”

 

Fitoterapi ( Bitkisel Tedavi )

Sağlık Bakanlığı onaylı bilimsel kanıtlara dayalı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarından biri olan Fitoterapinin (Bitkisel Tedavi)  ülkemizde unutulan önemi son yıllarda tekrar hatırlanmaya başlamıştır.

Geçmişten Günümüze Fitoterapi

Bitkilerin sağlığı koruma ve tedavi amaçlı kullanımı tarihin her döneminde, tüm uygarlıklarda görülmektedir. Bu konuda ilk yazılı belge olan M.Ö. 3000 yıllarına ait Ninova tabletleri, Mezopotamya'da kurulan Sümer, Akat, Asur medeniyetlerinde bitkisel ve hayvansal ilaçlarla tedavilerin mevcut olduğunu göstermektedir. M.Ö. 2500 yıllarında Çin tıbbıyla paralel bir gelişme içinde olan Hint tıbbının önemli temsilcilerinden Rig Veda, eserlerinde bine yakın şifalı bitkiden bahsetmiştir. Yunan tıbbının önemli isimlerinden Eskulap ve modern tıbbın temeli olarak kabul edilen Hipokrat kitaplarında 400'e yakın bitkisel ürünü anlatmıştır.

İslam uygarlığı döneminde "Kitab-al Saydalafi al Tıp" adlı kitabında yirmiye yakın şifalı bitkiden bahseden Ebu Reyhan ve 1650’li yıllara kadar batı tıbbında referans kitap olarak kabul edilen "El Kanun Fi't‐Tıbb"  adlı eserin sahibi İbn-i Sina bitkisel tıp konusunda önemli çalışmalara imza atmıştır.

 

Bitkisel tedaviler, Türkiye’de eczacılık fakültelerinde 4 yıllık eğitim programında 2 yıl eğitimi verilen bir bilim dalıdır. Türkiye’de devlet ve özel üniversitelerde tıp fakültesinde seçmeli ders olarak eğitim programına alınmış olmasına rağmen, henüz tüm tıp fakültelerinde ders programlarda ayrı bir staj olarak yer almamaktadır.

 

Ekim 2016’dan itibaren Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı denetiminde çeşitli üniversitelerde Fitoterapi Eğitim Merkezleri açılmış ve bu programlardan mezun olan hekimlere Bakanlık Uygulama Sertifikaları Mart 2017’de verilmiştir.

 

Fitoterapi Nedir?

 

Bitkisel Tedavi (Fitoterapi), bir bitkinin tamamı veya bir bölümünün tedavi amaçlı olarak kullanılmasıdır. Fitoterapide kullanılan bitkisel ürün ile bitkilerden elde edilen ilaçlar farklıdırlar. Bitkisel ilaç, bitkinin içindeki tek bir kimyasaldan oluşurken, fitoterapide kullanılan ürün bitkinin bir kısmı veya bütününü içermektedir.

Fitoterapi belirli tıbbi kurallara bağlı olarak gerçekleştirilen bir yöntemdir. Bu kurallar; Farmakope adı verilen, içeriğinde her bir bitki için derinlemesine incelemeler barındıran monograflardan oluşur. Örneğin, Avrupa için ESCOP monografları bu konuda kural kitabı iken, Türkiye’de 3. baskısı 2017’de çıkmış FFD Monografları ülkemizde mevcut bitkisel tedaviler için bilgi kaynağı durumundadır.

Bu kitaplardaki her bir monograf bölümünde bir bitki için;

  • Bilimsel adı (Örneğin zerdeçal için: Curcuma longa L.),
  • Bitkinin mikroskobik olarak yapısının ölçü ve şekillerle tanımlanması,
  • Tedavide kullanılan kısmı (Örneğin zerdeçal için: kök kısmı),
  • Dünyada doğal olarak yetiştiği coğrafi bölgeler,
  • Hasat edildiği mevsim,
  • Tedavide kullanılan kısmının biyokimyasal olarak içerdiği maddeler,
  • Bitkinin standardize edilmesine yardımcı olan etken maddenin oranı (Örneğin, zerdeçal bitkisi için curcumin miktarı %3-5 minimum),
  • Bilimsel olarak bitkinin bu kısmının kullanılması ile elde edilecek faydalar,
  • Bu bitkisel tedavi ile oluşacak yan etkiler,
  • Diğer kullanılan tıbbi ilaçlar ile etkileşimi, hangi dozlarda ve nasıl kullanılması (çay olarak veya tozun yutulması vb.) gerektiği gibi çok ayrıntılı bilgileri içerir.

 

Kanserde Bitkisel Tedavi (Fitoterapi)

Bitkisel tedavilerin kanser hastalarında kullanımı tamamlayıcı nitelik taşımaktadır. Günümüzde tek başına bitkisel tedavilerin kansere çare olarak lanse edilmesi bilimsel temeli olmayan yanlış bir yaklaşımdır. Ancak, fitoterapi uzmanı onkolog tarafından cerrahi, radyoterapi ve ilaç tedavilerine tamamlayıcı olarak verilecek bitkisel tedavilerden olumlu sonuçlar alınabilir.  

Fitoterapi uzmanı onkolog tarafından kanser hastalarında bitkisel tedavi uygulamaları;

  • Medikal tedavi ile birlikte bitkisel tedavi uygulamaları
  • Radyoterapi ile birlikte bitkisel tedavi uygulamaları
  • Tedavilerin yan etkilerin azaltılmasında bitkisel tedavi uygulamaları
  • İleri evre kanserlerde cerrahi, ilaç veya radyoterapi uygulaması yapılamayacak, genel durumu iyi olmayan hastaların destek tedavilerinde bitkisel tedavileri uygulamaları
  • Kanser oluşma riski yüksek (Ailesel veya mesleki riski yüksek olanlar veya yaşam alanları nedeniyle yoğun risk altında olanlar gibi) olan kişilerde kanser oluşumunun önlenmesi amaçlı kullanımı,

 

Homeopati

 

Geçmişten Günümüze Homeopati

Grekçe’de ‘homeos’ -‘benzer’, ‘pathos’- ‘hastalık’ demektir. Homeopati, ‘benzeri benzer ile tedavi etme’ (similia similibus currentur) prensibine dayanır. Homeopati 19. yüzyılın başlarında Alman doktor ve eczacı Samuel Hahnemann tarafından uygulanan ve vücudun kendini doğal olarak iyileştirmesine olanak sağlayan bir tedavi yöntemidir. Dünya sağlık örgütünün verilerine göre Homeopati Avrupa’da en sık kullanılan tamamlayıcı tıp yöntemidir. Homeopatide amaç vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını hastaya zarar vermeden, ılımlı ve güvenilir bir yolla harekete geçirerek vücudu iyileşme sürecine sokmaktır.

 

Homeopati nedir, etkileri nelerdir?

Homeopati, maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücudun iyileşme ve savunma sistemlerini güçlendirir. Homeopati de etkileri bilimsel olarak denenmiş ve kanıtlanmış doğal ilaçlar kullanılmaktadır. Tümüyle doğal maddeleri esas alarak hazırlanan Homeopatik remediler,  (bitkiler, mineraller, organik ürünler, doku ekstreleri) kişiye özeldir. Çünkü her insanın vücudu ve hastalığı kendisine özgü belirtiler gösterir. Remediler, maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücuttaki uyum ve dengeyi tekrar sağlar, savunma ve iyileşme sistemlerini güçlendirir.  Remediler hastanın kendi gücüyle çalıştığı için yan etkisizdir; bebeklerde, hamilelerde ve yaşlılarda güvenle kullanılabilir.

Homeopatik tedavi sertifikalı uzman hekimler tarafından hastane ortamında gerçekleştirilmelidir. Homeopati ve modern tıp tedavi süreçleri birbirini tamamlar şekilde gerçekleştirilebilirler. Homeopati alanında eğitimli bir uzman hekim, her iki alandaki tedavi yöntemlerinden size uygun olanını belirleyecektir.

 

 

Homeopati hangi durumlarda etkilidir?

  • Bağışıklık sistemini güçlendirilmesi ve dengelenmesi gereken her durumda
  • Fiziksel ve duygusal her türlü dengenin bozulduğu durumlarda destek amaçlı ya da tedavi amaçlı
  • İlaç yan etkilerinin azaltılması gereken durumlar
  • Ciddi kronik hastalıklarda
  • Yaşlılarda, hamilelerde, bebeklerde ve hayvanlarda güvenle kullanılabilir.

KUPA TEDAVİSİ (HACAMAT)

Sağlık Bakanlığı onaylı bilimsel kanıtlara dayalı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarından biri olan Kupa tedavisinin tıbbi tedaviye destek olarak birçok hastalıkta tedavi edici etkisi özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaktadır.

Geçmişten Günümüze Kupa (Hacamat) Tedavisi 

Kupa tedavisi beş bin yıldan fazla süredir dünya genelinde yaygın bir biçimde, birçok kültürde uygulanmaktadır. Özellikle Asya, Ortadoğu ve Avrupa gibi dünyanın birçok bölgesinde alternatif tedavi olarak uygulanmıştır. Kupa tedavisi Orta Doğu’da M.Ö. 3500 (5500 yıl öncesi)yıllarında ilk kez Asurlular tarafından hayvan boynuzları ve bambular kullanılarak uygulanmıştır. Kupa tedavisine ait en eski yazılı belge ise M.Ö. 3300 yılında antik Makedonya’daki uygulamaları anlatan “Ubi Plethore Ibi Evacua” adlı eserdir. Ebers Papirus’da (Mısır’da) M.Ö. 1550’de kupa tedavisinden bahsedilmiştir. Herodotus (M.Ö. 484‐ 425) Mısırlı doktorların hem kuru hem de yaş  kupa tedavisi uyguladıklarını belirtmiştir. Asur ve Babil  İmparatorluklarında, Çin’de akupunktur ile kombine edilerek uygulanan kupa tedavisini Hipokrat ve Galen de kullanmıştır. Ibn-i Sina’nın eseri olan El Kanun fit Tıp adlı eserinde Kupa (hacamat) uygulamasından bahsettiği ve bu kıymetli eserden Avrupa Üniversitelerinde son yüzyıla kadar faydalanıldığı bilinmektedir. Günümüzde ise Kuzey Avrupa, Amerika, Avustralya, Hindistan, Afrika, Uzak Doğu ve Orta Doğu ülkelerinde uygulanmaktadır.

 

Günümüze Kupa (Hacamat) Tedavisinin Önemi

Son yıllarda kupa tedavisine olan akademik ilgi hızla artmış ve bu tedavi yöntemiyle migren, romatizma, fibromiyalji, artrit ve sırt ağrısı vb. çeşitli ağrılı durumlarda etkisi gözlenmiştir. Modern tıp tarafından da desteklenen kupa tedavisi, günümüzde sertifikalı uzman hekimler tarafından klinik ortamlarda yapıldığında olumlu sonuçlar alınmaktadır.

Bir çeşit akupunktur yöntemi olan kupa tedavisinde deride küçük kesiler oluşturularak vakumlama yardımıyla kılcal damarlarda biriken toksinlerin vücuttan atılması amaçlanır. Bu tedavi ile vücudun doğal yollardan atamadığı ağır metaller, toksinler, kullanılan ilaç ve gıdaların vücutta bıraktığı kötü etkilerden arınma gerçekleşir.

 

 

Kupa (Hacamat) Tedavisi Çeşitleri Nelerdir?

Cilt ve cilt altı doku ve yüzeysel dolaşımını vakumlayan kupa veya eski usuldeki gibi bardak yardımı ile iyileştirilmesidir. Kupa uygulamaları kuru kupa veya yaş kupa (Hacamat) olarak yapılmaktadır.

Kuru kupa tedavisinde, kupa sabit tutularak veya kupa ile masaj yapılarak kan dolaşımını rahatlatmak ve kas gerginliğini azaltma yoluyla çeşitli ağrılardan kurtulmak mümkündür.

Yaş kupa (Hacamat) uygulamasında ise ciltte bisturi yardımı ile minik kesiler yapılıp, üzerine kupa uygulanarak cilt ve altı dokularda biriken atık maddelerin temizlenmesi sağlanır.

 

 

KUPA (HACAMAT) TEDAVİSİ UYGULANAN HASTALIKLAR

  • Omurgada kireçlenme, kemik erimesi (osteoporoz veya osteopeni) veya omurga diski fıtık başlangıcına bağlı ağrılar
  • Fibromiyalji (Genelde strese bağlı gelişen kulunç hastalığı)
  • Stres ve anksiyete
  • Strese bağlı baş ağrısı
  • Migren
  • Kas kasılması nedeniyle oluşan (Myospazm) sırt ağrısı
  • Tendinopati (Kas kirişlerinde iltihaplanma)
  • Spor yaralanmaları
  • Kas iltihaplanması
  • Çene artropatisi (Çene kemiği ekleminde ağrı, şişlik nedeniyle ağız açmada ve çiğnemede zorluk olması)
  • Diş gıcırdatma hastalığı
  • Sudeck atrofisi (Omuz, el ve eklemlerde ağrılı şeklinde gelişen, omuz ve el ekleminde şişlik ile birlikte giden bir hastalıktır)
  • Post zoster nevralji (Gece yanığı olarak da bilinen zona hastalığına bağlı geçmeyen ağrılar)
  • Trigeminal nevralji (Çene kemiğinde olan bazen diş iltihabı ile karıştırılan şiddetli ağrılar)
  • Astım, bronşit
  • Sinüzit, larenjit (Ses tellerinde iltihaplanma), otit (kulak iltihabı)
  • Hiperkinetik kalp hastalığı
  • Barsak ve mide ile ilgili problemler (Kabızlık, bulantı kusma gibi)
  • Dolaşım sistemi bozuklukları

 

Kupa (Hacamat) tedavisi hangi durumlarda kullanılmaz?

  • Tromboz hastalığı (Pıhtı hastalığı olanlar: Pıhtıya bağlı felç veya solunum sıkıntısı geçirmişler, bir ayakta pıhtıya bağlı şişlik olanlar)
  • Aktif kanaması olanlar (Burun kanaması, cilt altı kanaması veya kanamalı hastalıklar)
  • Yeni yapılan cerrahiye bağlı henüz kapanmamış yarası olanlar
  • Dekompanze kalp hastalığı olanlar (Ciddi kalp yetmezliğine bağlı ayaklarda şişme, yüzde ve kollarda şişme, yatınca artan nefes darlığı)
  • Varisli bölgeler
  • Riskli Gebelikler (Normal gebeliklerde uzman takibinde çok dikkatli uygulanması önemlidir.)

 

 

Akupunktur

Akupunktur; üç bin yıldan beri insan sağlığı için uygulanan ve son yıllarda batı da yapılan yoğun araştırmalar sonucunda gittikçe yaygınlaşan bilimsel bir tedavi yöntemidir.

Akupunktur, iğne, lazer vb. uyaranların vücut üzerinde tanımlanmış akupunktur noktalarına uygulanması ile vücudun kendi tedavi edici, onarıcı mekanizmalarını harekete geçirmek prensibine dayanır.

Akupunktur ülkemizde Sağlik Bakanlığı’nca 29 Mayıs 1991 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Akupunktur yönetmeliği ile uygulama alanı ve uygulama kuralları belirlenen bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü yayınlamakta olduğu derginin 1979 Aralık sayısını, Akupunktur özel sayısı olarak çıkarmış ve birçok araştırma sonucunda saptanmış Akupunktur ile tedavi edilebilen hastalıkların listesini yayınlamıştır. Bu semptomlar ve hastalıklar şunlardır: Stres, obezite (şişmanlık), aşırı zayıflık, bağımlılıklar (sigara, alkol), baş ağrıları, boyun fıtığı, bel fıtığı, kas ağrıları, alerjik nezle, alerjik astım, sinüzit, spastik kolit, kronik kabızlık, ishal, gece işemesi, yüz felci, trigeminal nevralji (yüz ağrısı), intercostal nevralji, zona, ürtiker, histeri, impotans, cinsel soğukluk, adet düzensizliği, lokal saç dökülmesi, gastrit, hıçkırık, esansiyel hipertansiyon, hipotansiyon, dirsek, boyun, omuz, kol ağrıları, artroz (eklem kireçlenmeleri).



Emsey Hospital
hakankaragöldamali.png Prof. Dr. Hakan KARAGÖL Onkoloji Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Tanıyın
yunuskayalardamali.png Uzm. Dr. Yunus Kayalar Onkoloji Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Tanıyın
suzanüstündamali.png Uzm. Dr. Suzan ÜSTÜN Nöroloji Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Tanıyın
Yukarı