Emsey Hospital | Gelecek Güzel Gelecek | Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre tanımı: “Fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı-izahı yapılabilen veya yapılamayan- bilgi, beceri ve uygulamalar bütünüdür”

 

Fitoterapi ( Bitkisel Tedavi )

Sağlık Bakanlığı onaylı bilimsel kanıtlara dayalı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarından biri olan Fitoterapinin (Bitkisel Tedavi)  ülkemizde unutulan önemi son yıllarda tekrar hatırlanmaya başlamıştır.

Geçmişten Günümüze Fitoterapi

Bitkilerin sağlığı koruma ve tedavi amaçlı kullanımı tarihin her döneminde, tüm uygarlıklarda görülmektedir. Bu konuda ilk yazılı belge olan M.Ö. 3000 yıllarına ait Ninova tabletleri, Mezopotamya'da kurulan Sümer, Akat, Asur medeniyetlerinde bitkisel ve hayvansal ilaçlarla tedavilerin mevcut olduğunu göstermektedir. M.Ö. 2500 yıllarında Çin tıbbıyla paralel bir gelişme içinde olan Hint tıbbının önemli temsilcilerinden Rig Veda, eserlerinde bine yakın şifalı bitkiden bahsetmiştir. Yunan tıbbının önemli isimlerinden Eskulap ve modern tıbbın temeli olarak kabul edilen Hipokrat kitaplarında 400'e yakın bitkisel ürünü anlatmıştır.

İslam uygarlığı döneminde "Kitab-al Saydalafi al Tıp" adlı kitabında yirmiye yakın şifalı bitkiden bahseden Ebu Reyhan ve 1650’li yıllara kadar batı tıbbında referans kitap olarak kabul edilen "El Kanun Fi't‐Tıbb"  adlı eserin sahibi İbn-i Sina bitkisel tıp konusunda önemli çalışmalara imza atmıştır.

 

Bitkisel tedaviler, Türkiye’de eczacılık fakültelerinde 4 yıllık eğitim programında 2 yıl eğitimi verilen bir bilim dalıdır. Türkiye’de devlet ve özel üniversitelerde tıp fakültesinde seçmeli ders olarak eğitim programına alınmış olmasına rağmen, henüz tüm tıp fakültelerinde ders programlarda ayrı bir staj olarak yer almamaktadır.

 

Ekim 2016’dan itibaren Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı denetiminde çeşitli üniversitelerde Fitoterapi Eğitim Merkezleri açılmış ve bu programlardan mezun olan hekimlere Bakanlık Uygulama Sertifikaları Mart 2017’de verilmiştir.

 

Fitoterapi Nedir?

 

Bitkisel Tedavi (Fitoterapi), bir bitkinin tamamı veya bir bölümünün tedavi amaçlı olarak kullanılmasıdır. Fitoterapide kullanılan bitkisel ürün ile bitkilerden elde edilen ilaçlar farklıdırlar. Bitkisel ilaç, bitkinin içindeki tek bir kimyasaldan oluşurken, fitoterapide kullanılan ürün bitkinin bir kısmı veya bütününü içermektedir.

Fitoterapi belirli tıbbi kurallara bağlı olarak gerçekleştirilen bir yöntemdir. Bu kurallar; Farmakope adı verilen, içeriğinde her bir bitki için derinlemesine incelemeler barındıran monograflardan oluşur. Örneğin, Avrupa için ESCOP monografları bu konuda kural kitabı iken, Türkiye’de 3. baskısı 2017’de çıkmış FFD Monografları ülkemizde mevcut bitkisel tedaviler için bilgi kaynağı durumundadır.

Bu kitaplardaki her bir monograf bölümünde bir bitki için;

  • Bilimsel adı (Örneğin zerdeçal için: Curcuma longa L.),
  • Bitkinin mikroskobik olarak yapısının ölçü ve şekillerle tanımlanması,
  • Tedavide kullanılan kısmı (Örneğin zerdeçal için: kök kısmı),
  • Dünyada doğal olarak yetiştiği coğrafi bölgeler,
  • Hasat edildiği mevsim,
  • Tedavide kullanılan kısmının biyokimyasal olarak içerdiği maddeler,
  • Bitkinin standardize edilmesine yardımcı olan etken maddenin oranı (Örneğin, zerdeçal bitkisi için curcumin miktarı %3-5 minimum),
  • Bilimsel olarak bitkinin bu kısmının kullanılması ile elde edilecek faydalar,
  • Bu bitkisel tedavi ile oluşacak yan etkiler,
  • Diğer kullanılan tıbbi ilaçlar ile etkileşimi, hangi dozlarda ve nasıl kullanılması (çay olarak veya tozun yutulması vb.) gerektiği gibi çok ayrıntılı bilgileri içerir.

 

Kanserde Bitkisel Tedavi (Fitoterapi)

Bitkisel tedavilerin kanser hastalarında kullanımı tamamlayıcı nitelik taşımaktadır. Günümüzde tek başına bitkisel tedavilerin kansere çare olarak lanse edilmesi bilimsel temeli olmayan yanlış bir yaklaşımdır. Ancak, fitoterapi uzmanı onkolog tarafından cerrahi, radyoterapi ve ilaç tedavilerine tamamlayıcı olarak verilecek bitkisel tedavilerden olumlu sonuçlar alınabilir.  

Fitoterapi uzmanı onkolog tarafından kanser hastalarında bitkisel tedavi uygulamaları;

  • Medikal tedavi ile birlikte bitkisel tedavi uygulamaları
  • Radyoterapi ile birlikte bitkisel tedavi uygulamaları
  • Tedavilerin yan etkilerin azaltılmasında bitkisel tedavi uygulamaları
  • İleri evre kanserlerde cerrahi, ilaç veya radyoterapi uygulaması yapılamayacak, genel durumu iyi olmayan hastaların destek tedavilerinde bitkisel tedavileri uygulamaları
  • Kanser oluşma riski yüksek (Ailesel veya mesleki riski yüksek olanlar veya yaşam alanları nedeniyle yoğun risk altında olanlar gibi) olan kişilerde kanser oluşumunun önlenmesi amaçlı kullanımı,

 

Homeopati

 

Geçmişten Günümüze Homeopati

Grekçe’de ‘homeos’ -‘benzer’, ‘pathos’- ‘hastalık’ demektir. Homeopati, ‘benzeri benzer ile tedavi etme’ (similia similibus currentur) prensibine dayanır. Homeopati 19. yüzyılın başlarında Alman doktor ve eczacı Samuel Hahnemann tarafından uygulanan ve vücudun kendini doğal olarak iyileştirmesine olanak sağlayan bir tedavi yöntemidir. Dünya sağlık örgütünün verilerine göre Homeopati Avrupa’da en sık kullanılan tamamlayıcı tıp yöntemidir. Homeopatide amaç vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını hastaya zarar vermeden, ılımlı ve güvenilir bir yolla harekete geçirerek vücudu iyileşme sürecine sokmaktır.

 

Homeopati nedir, etkileri nelerdir?

Homeopati, maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücudun iyileşme ve savunma sistemlerini güçlendirir. Homeopati de etkileri bilimsel olarak denenmiş ve kanıtlanmış doğal ilaçlar kullanılmaktadır. Tümüyle doğal maddeleri esas alarak hazırlanan Homeopatik remediler,  (bitkiler, mineraller, organik ürünler, doku ekstreleri) kişiye özeldir. Çünkü her insanın vücudu ve hastalığı kendisine özgü belirtiler gösterir. Remediler, maddelerin enerji verici özelliklerinden faydalanarak vücuttaki uyum ve dengeyi tekrar sağlar, savunma ve iyileşme sistemlerini güçlendirir.  Remediler hastanın kendi gücüyle çalıştığı için yan etkisizdir; bebeklerde, hamilelerde ve yaşlılarda güvenle kullanılabilir.

Homeopatik tedavi sertifikalı uzman hekimler tarafından hastane ortamında gerçekleştirilmelidir. Homeopati ve modern tıp tedavi süreçleri birbirini tamamlar şekilde gerçekleştirilebilirler. Homeopati alanında eğitimli bir uzman hekim, her iki alandaki tedavi yöntemlerinden size uygun olanını belirleyecektir.

 

 

Homeopati hangi durumlarda etkilidir?

  • Bağışıklık sistemini güçlendirilmesi ve dengelenmesi gereken her durumda
  • Fiziksel ve duygusal her türlü dengenin bozulduğu durumlarda destek amaçlı ya da tedavi amaçlı
  • İlaç yan etkilerinin azaltılması gereken durumlar
  • Ciddi kronik hastalıklarda
  • Yaşlılarda, hamilelerde, bebeklerde ve hayvanlarda güvenle kullanılabilir.

KUPA TEDAVİSİ

Sağlık Bakanlığı onaylı bilimsel kanıtlara dayalı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarından biri olan Kupa tedavisinin tıbbi tedaviye destek olarak birçok hastalıkta tedavi edici etkisi özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaktadır.

Geçmişten Günümüze Kupa Tedavisi

Kupa tedavisi beş bin yıldan fazla süredir dünya genelinde yaygın bir biçimde, birçok kültürde uygulanmaktadır. Özellikle Asya, Ortadoğu ve Avrupa gibi dünyanın birçok bölgesinde alternatif tedavi olarak uygulanmıştır. Kupa tedavisi Orta Doğu’da M.Ö. 3500 (5500 yıl öncesi)yıllarında ilk kez Asurlular tarafından hayvan boynuzları ve bambular kullanılarak uygulanmıştır. Kupa tedavisine ait en eski yazılı belge ise M.Ö. 3300 yılında antik Makedonya’daki uygulamaları anlatan “Ubi Plethore Ibi Evacua” adlı eserdir. Ebers Papirus’da (Mısır’da) M.Ö. 1550’de kupa tedavisinden bahsedilmiştir. Herodotus (M.Ö. 484‐ 425) Mısırlı doktorların hem kuru hem de yaş  kupa tedavisi uyguladıklarını belirtmiştir. Asur ve Babil  İmparatorluklarında, Çin’de akupunktur ile kombine edilerek uygulanan kupa tedavisini Hipokrat ve Galen de kullanmıştır. Ibn-i Sina’nın eseri olan El Kanun fit Tıp adlı eserinde Kupa (hacamat) uygulamasından bahsettiği ve bu kıymetli eserden Avrupa Üniversitelerinde son yüzyıla kadar faydalanıldığı bilinmektedir. Günümüzde ise Kuzey Avrupa, Amerika, Avustralya, Hindistan, Afrika, Uzak Doğu ve Orta Doğu ülkelerinde uygulanmaktadır.

 

Günümüze Kupa Tedavisinin Önemi

Son yıllarda kupa tedavisine olan akademik ilgi hızla artmış ve bu tedavi yöntemiyle migren, romatizma, fibromiyalji, artrit ve sırt ağrısı vb. çeşitli ağrılı durumlarda etkisi gözlenmiştir. Modern tıp tarafından da desteklenen kupa tedavisi, günümüzde sertifikalı uzman hekimler tarafından klinik ortamlarda yapıldığında olumlu sonuçlar alınmaktadır.

Bir çeşit akupunktur yöntemi olan kupa tedavisinde deride küçük kesiler oluşturularak vakumlama yardımıyla kılcal damarlarda biriken toksinlerin vücuttan atılması amaçlanır. Bu tedavi ile vücudun doğal yollardan atamadığı ağır metaller, toksinler, kullanılan ilaç ve gıdaların vücutta bıraktığı kötü etkilerden arınma gerçekleşir.

 

 

Kupa Tedavisi Çeşitleri Nelerdir?

Cilt ve cilt altı doku ve yüzeysel dolaşımını vakumlayan kupa veya eski usuldeki gibi bardak yardımı ile iyileştirilmesidir. Kupa uygulamaları kuru kupa veya yaş kupa (Hacamat) olarak yapılmaktadır.

Kuru kupa tedavisinde, kupa sabit tutularak veya kupa ile masaj yapılarak kan dolaşımını rahatlatmak ve kas gerginliğini azaltma yoluyla çeşitli ağrılardan kurtulmak mümkündür.

Yaş kupa (Hacamat) uygulamasında ise ciltte bisturi yardımı ile minik kesiler yapılıp, üzerine kupa uygulanarak cilt ve altı dokularda biriken atık maddelerin temizlenmesi sağlanır.

 

 

KUPA TEDAVİSİ UYGULANAN HASTALIKLAR

  • Omurgada kireçlenme, kemik erimesi (osteoporoz veya osteopeni) veya omurga diski fıtık başlangıcına bağlı ağrılar
  • Fibromiyalji (Genelde strese bağlı gelişen kulunç hastalığı)
  • Stres ve anksiyete
  • Strese bağlı baş ağrısı
  • Migren
  • Kas kasılması nedeniyle oluşan (Myospazm) sırt ağrısı
  • Tendinopati (Kas kirişlerinde iltihaplanma)
  • Spor yaralanmaları
  • Kas iltihaplanması
  • Çene artropatisi (Çene kemiği ekleminde ağrı, şişlik nedeniyle ağız açmada ve çiğnemede zorluk olması)
  • Diş gıcırdatma hastalığı
  • Sudeck atrofisi (Omuz, el ve eklemlerde ağrılı şeklinde gelişen, omuz ve el ekleminde şişlik ile birlikte giden bir hastalıktır)
  • Post zoster nevralji (Gece yanığı olarak da bilinen zona hastalığına bağlı geçmeyen ağrılar)
  • Trigeminal nevralji (Çene kemiğinde olan bazen diş iltihabı ile karıştırılan şiddetli ağrılar)
  • Astım, bronşit
  • Sinüzit, larenjit (Ses tellerinde iltihaplanma), otit (kulak iltihabı)
  • Hiperkinetik kalp hastalığı
  • Barsak ve mide ile ilgili problemler (Kabızlık, bulantı kusma gibi)
  • Dolaşım sistemi bozuklukları

 

Kupa tedavisi hangi durumlarda kullanılmaz?

  • Tromboz hastalığı (Pıhtı hastalığı olanlar: Pıhtıya bağlı felç veya solunum sıkıntısı geçirmişler, bir ayakta pıhtıya bağlı şişlik olanlar)
  • Aktif kanaması olanlar (Burun kanaması, cilt altı kanaması veya kanamalı hastalıklar)
  • Yeni yapılan cerrahiye bağlı henüz kapanmamış yarası olanlar
  • Dekompanze kalp hastalığı olanlar (Ciddi kalp yetmezliğine bağlı ayaklarda şişme, yüzde ve kollarda şişme, yatınca artan nefes darlığı)
  • Varisli bölgeler
  • Riskli Gebelikler (Normal gebeliklerde uzman takibinde çok dikkatli uygulanması önemlidir.)

 

HİRUDOTERAPİ (SÜLÜK TEDAVİSİ)

Sağlık Bakanlığı onaylı bilimsel kanıtlara dayalı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarından biri olan Hirudoterapi (tıbbi sülük) tedavisinin tıbbi tedaviye destek olarak birçok hastalıkta tedavi edici etkisi özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaktadır.

Geçmişten Günümüze Sülük Tedavisi

Sülüklerin tedavi odaklı kullanımı üzerine ilk yazılı kaynaklar Mısır'da M.Ö. 1500 yıllarda rastlanmaktadır. Antik Mısır Medeniyeti’nde hekimlerin kullandığı temel tedavi yöntemi olduğunu görüyoruz. Yine aynı şekilde, MÖ 2.yüzyılda Ege kıyılarında yaşamış olan hekim Nikandros, MS. I.Yüzyılda yaşamış Yunan hekim Pliniy ve MS II.Yüzyılda yaşamış Galen sülük tedavisini kullanmıştır. Ayrıca İbn‐i Sina (Avicenna) tarafından M.S. 1020 yıllarında ‘El Kanun Fi't‐Tıbb' adlı eserinde de sülük tedavisinden bahsettiği görülmekledir. Tedavi amaçlı kullanılan sülükler, Linnaeus tarafından 1758 yılında Hirudo Medicinalis olarak ilk defa adlandırılmıştır. Bu konudaki en önemli gelişme, 1884'te Haycraft tarafından sülükten alınan tükürük salgısında kanın pıhtılaşmasını önleyen bir maddenin keşfidir ki, daha sonra Hirudin adı verilen bu biyoaktif maddenin etkili bir antikoagulant olduğu anlaşılmıştır.

 

Günümüzde Sülük Tedavisinin Önemi

Dünyanın gelişmiş  ekonomilerine sahip olan Almanya, Fransa,  İngiltere, Rusya ve ABD gibi ülkelerin birçok hastalıkta tıbbi sülük tedavisinden yararlandıkları bilinmektedir. Ülkemizde ise bu yıl (2018) itibariyle Sağlık Bakanlığı onaylı özel sertifikalı hekimler tarafından Hirudoterapi (sülük tedavisi) uygulanmaya başlamıştır. Modern tıbbi ilaç uygulamalarına oranla hirudoterapi daha az yan etkili ve daha düşük maliyetlidir.

Sülükler kan emerken aynı zamanda bu dokuya, içerisinde birçok biyoaktif maddenin bulunduğu bir salgıyı enjekte ederler. Bu biyoaktif maddeler; analjezik, antikoagulan, anti‐inflamatuar, miyorelaksan, immun modülatör, vasküler sirkülasyon düzenleyici ve hipoksi giderici gibi insan vücudunda adeta bir ilaç benzeri farklı etkiler oluşturmaktadırlar.

Tıbbi sülüklerin bir kez kullanıldıktan sonra tıbbi atık olarak işlem görmesi, bir hastadan diğerine bulaşabilecek hastalık olasılığını ortadan kaldırmak için çok önemlidir. Tıbbi sülük tedavisine başlamadan önce anemi riskine karşı daima kan sayımları yapılmalıdır. Tıbbi sülük tedavisi, sağlam bilimsel ilke ve kanıtlara dayanmaktadır ve hasta şikâyetlerinin önemli ölçüde iyileştirilmesi hedeflenmektedir.

 

Tıbbi Sülük Nedir, Etkileri Nelerdir?

Hastalıklarda tedavi edici özelliği bulunan sülüklerin Hirudo Medicinalis ve Hirudo Verbana türlerine Tıbbi Sülük adı verilir.

  • Flebotomi
  • Refleks Uyarım
  • Biyoaktif Salgı İçeriği

 

Sülük Salgısında Bulunan Bazı Biyoaktif Maddeler

Sülükler, kan emerken vücuda kendi ürettikleri salgıyı verirler. Bu salgı izole edilebildiği kadarıyla 100′den fazla biyoaktif madde içermektedir. Bu maddelerin bir kısmı kanın pıhtılaşmasını engellerken bir kısmı oluşmuş pıhtıları eritmekte, bir kaçı ağrı kesici özellikler sergilemekte, bir bölümü de kan basıncını dengelemektedir. Ayrıca sülük tedavisinin antidepresan, antibakteriyel, antioksidan etkinliği de yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur.

  • Kan pıhtılaşmasını engelleyici madde(Antiagregan)
  • Oluşmuş pıhtıyı eritici madde (Fibrinolitik madde)
  • Ağrı kesici (Analjezik ve antiromatizmal madde)
  • Mikrop öldürücü (Antibakterial madde)
  • Tansiyon dengeleyici (Antihipertansif madde)
  • Kas gevşetici ve sinirleri sakinleştirici (Anksiyolitik madde)
  • Koruyucu (Preventive madde)
  • Antidepresan etki
  • Antioksidan
  • Sinir Hücresi yenileyici etki

 

TIBBİ SÜLÜK TEDAVİSİ UYGULANAN HASTALIKLAR

KALP VE DAMAR HASTALIKLAR

  • Yüksek tansiyon ve yüksek nabız
  • İskemik kalp hastalığı
  • Kalp damar tıkanıklığı
  • Kan dolaşımı bozukluğu
  • Kalp kası iltihabı
  • İnme (Kısmi felç)
  • Atar ve toplardamar pıhtılaşması (Tromboz)
  • Varisler

 

SİNİR HASTALIKLARI

  • Beyin ve omurilik kan damarı hastalıkları
  • Sinir kökü iltihabı
  • Sinir iltihabı
  • Epilepsi
  • Felçler,
  • MS, Parkinson, ALS vb. dejeneratif sinir sistemi hastalıkları

 

REKTUM HASTALIKLARI

  • Hemoroid (Basur)

 

ÜROLOJİ HASTALIKLARI

  • Böbrek tembelliği
  • Böbrek taşı, böbrek kumu ve böbrek iltihabı
  • Kronik prostat problemleri
  • Testislerdeki varisli toplardamar hastalıkları

 

CİLT PROBLEMLERİ

  • Çıban ve deri apsesi
  • Ergenlik sivilcesi, cilt lekeleri
  • Kellik ve saç dökülmesi
  • Egzema ve sedef

 

METABOLİZMA HASTALIKLARI

  • Obezite
  • Gut hastalığı
  • Bağışıklık sistemi hastalıkları

 

KULAK BURUN TİROİD HASTALIKLARI

  • Troid iltihabı, vestibüler iltihap
  • Kulak iltihabı buna bağlı işitme kayıpları
  • Sinüzit
  • Bademcik iltihabı
  • Kulak çınlaması ve kireçlenmesi ve buna bağlı işitme kayıpları

 

GÖZ HASTALIKLARI

  • Konjuktiva iltihabı
  • Ayrılmış retina
  • İltihaplı göz hastalıkları
  • Göz tembelliği
  • Şaşılık
  • Glokom (Göz tansiyonu)
  • Diabet kaynaklı görme kayıpları
  • Göz damarı tıkanıklığı
  • Üveitler
  • Sarı nokta hastalığı
  • Makulopatiler ve retinopatiler
  • Hipertansif retinopatiler

 

GASTROENTEROLOJİ

  • Gastrit ve barsak tembelliği
  • Sindirim sistemi ülseri
  • Safra kesesi iltihabı ve taşı
  • Kolit (Kalın barsak iltihabı), Pankreas iltihabı
  • Hepatit ve Karaciğer hastalıkları

 

ENDOKRİNOLOJİ

  • Diyabet
  • Guatr

 

ROMATOLOJİ

  • Romatizma
  • İltihaplı eklem romatizması

 

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI

  • Bronşial astım
  • Zatürre (Akciğer iltihabı)

 

KADIN HASTALIKLARI

  • Meme iltihabı, miyom, kist
  • Enfeksiyonel iltihaplı hastalıklar
  • Yumurtalık iltihabı

 

DIŞ GÖRÜNÜŞ VE ESTETİK PROBLEMLER

  • Sellülit
  • Antiaging  - kırışıklık giderici
  • Genel cilt görünüş bozuklukları
  • Ameliyat izleri ve deformasyonları

 

Tıbbi sülüğün insan vücuduna verdiği anksiyolitik maddeler PANİK ATAK ve DEPRESYON tedavisinde kullanılabilir. Ayrıca analjezik (Ağrı kesici) madde salgısı nedeniyle MİGREN tedavisinde kullanılmaktadır.

 

SÜLÜK TEDAVİSİNİN YAN ETKİSİ VEYA ZARARI VAR MIDIR?

Bilinen bir ciddi tıbbi yan etkisi yoktur. Bazı hastalarda sülüğün yapıştığı cilt bölgesinde allerjik reaksiyona bağlı kızarıklık olabilir. Ancak sülük tedavisinin özel sertifikalı uzman hekimler tarafından hastane ortamında yapılması olası risklerin önüne geçmede en temel etkendir.

 

 

HANGİ DURUMLARDA SÜLÜK TEDAVİSİ UYGULANMAZ?

Sülük tedavisi uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktaların başında hastanın anemi (kansızlık) sorununun olmaması, kan sulandırıcı ilaç kullanmıyor olması, pıhtılaşmaya engel bir hastalığının bulunmaması ve vücudunda aktif bir kanama odağının bulunmaması gelir. Ayrıca gebelerde ve emziren annelerde, kontrolsüz diyabet hastalığı veya kalp yetmezliği olanlarda da sülük tedavisi uygulanmaz.

 

  • Kanama Diyatezleri (Hemofili)
  • Aktif Kanama Odağının Varlığı
  • Ciddi Anemi (Hb < 10)
  • Cerrahi Girişim Öncesi
  • Kan Sulandırıcı İlaç Kullanımı
  • Gebelik ve emzirme durumlarında sülük tedavisi uygulanmamaktadır.

 

Vücudun Hangi Bölgelerine Sülük Uygulanmaz?

 

  • Yumuşak Cilt Bölgeleri (Göz kapağı)
  • Keratinize Bölgeler (Avuç içi, ayak tabanı)
  • Önemli Damarların Üzeri (Boyun, çene altı, koltuk altı, kasık)

 

Akupunktur

Akupunktur; üç bin yıldan beri insan sağlığı için uygulanan ve son yıllarda batı da yapılan yoğun araştırmalar sonucunda gittikçe yaygınlaşan bilimsel bir tedavi yöntemidir.

Akupunktur, iğne, lazer vb. uyaranların vücut üzerinde tanımlanmış akupunktur noktalarına uygulanması ile vücudun kendi tedavi edici, onarıcı mekanizmalarını harekete geçirmek prensibine dayanır.

Akupunktur ülkemizde Sağlik Bakanlığı’nca 29 Mayıs 1991 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Akupunktur yönetmeliği ile uygulama alanı ve uygulama kuralları belirlenen bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü yayınlamakta olduğu derginin 1979 Aralık sayısını, Akupunktur özel sayısı olarak çıkarmış ve birçok araştırma sonucunda saptanmış Akupunktur ile tedavi edilebilen hastalıkların listesini yayınlamıştır. Bu semptomlar ve hastalıklar şunlardır: Stres, obezite (şişmanlık), aşırı zayıflık, bağımlılıklar (sigara, alkol), baş ağrıları, boyun fıtığı, bel fıtığı, kas ağrıları, alerjik nezle, alerjik astım, sinüzit, spastik kolit, kronik kabızlık, ishal, gece işemesi, yüz felci, trigeminal nevralji (yüz ağrısı), intercostal nevralji, zona, ürtiker, histeri, impotans, cinsel soğukluk, adet düzensizliği, lokal saç dökülmesi, gastrit, hıçkırık, esansiyel hipertansiyon, hipotansiyon, dirsek, boyun, omuz, kol ağrıları, artroz (eklem kireçlenmeleri).



Prof. Dr. Hakan KARAGÖL Onkoloji Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Tanıyın
Uzm. Dr. Yunus Kayalar Onkoloji Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Tanıyın
Uzm. Dr. Suzan ÜSTÜN Nöroloji Akupunktur Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Tanıyın
Dr. Tülay Hamidi Akupunktur Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Hekimi Tanıyın
Yukarı